Powered By Blogger

25 Ocak 2016 Pazartesi

501 NUMARALI HÜCRE “İKİNCİ DEVRE” (1967)

Yönetmen: Nusret Eraslan
Senaryo: Mehmet Altunbay
Kamera: Gani Turanlı
Yapım: Kafkas Film

Oyuncular: Cüneyt Gökçer, Ayten Gökçer, Şahap Akalın, Semih Sergen, Tekin Akmansoy, Atıf Kaptan, İlyas Avcı, Gülsen Alnıaçık, Semih Sergen, Coşkun Kara, Muammer Esi

Konu: Mehmet Altunbay Sovyet Sosyalist Komünist rejiminde dönemin Hava Harp Okulu komutanı iken, bir Azeri Turk subayının bu mertebeye gelmesini hazmedemeyen KGB nin sudan bahanelerle idam ferması çıkartmasının akabinde kendisi ile birlikte olan iki hürriyet mücahidi arkadaşı ile birlikte kaçarak, kendisini anavatanı Türkiye’ye, özgürlüğün kucağına atmasını konu alan bir filmdir. Ordu Foto film merkezi tarafından çekilen film her ne kadar oyuncular profesyonel olsa dahi yönetmenin zayıflığı neticesi istenilen performansa ulaşmadı. Ama 1968 yılında muhteşem bir GALA olmuştu. (Bilgi sayın Oktay Altunbay'dan) “Sinematürk İnternet Sitesi”

BENİM ADIM KERİM (1967)

Yönetmen:Yılmaz Güney
Senaryo Aydın Engin
Kamera: Ali Uğur
Yönetmen Asistanı: Çetin İnanç,
Yapım: Şahinler Film / Nami Dilbaz

Sesleri çeken: Marko Budiris, Negatif Montaj: Oral Özütürk, Senkron: Cevat Sezen, Laboratuvar: Cemil Orhon, Bayram Güzel, Süleyman Koyucu, Set Amirleri: Çetin ve Selahattin Kardeşler,
(Yıldız Film Stüdyosunda seslendirilmiştir.)

Oyuncular: Yılmaz Güney, Birsen Menekşeli, Tuncel Kurtiz, Erol Taş, Ali Şen, Tuncer Necmioğlu, Levent Özdilek, Danyal Topatan, Sami Tunç, Çetin İnanç, Mete Mert, Nuran Aksoy, Bahri Özkan, Erol Özdilek, Rıdvan Tükel, Hicret Gürsoy, Sami Karşıyakalı, Nuri İşitken,
Konu: Kentte birbiri ardına faili meçhul cinayetler işlenir. Milyarder Rasim Atasoy, bir deniz kıyısında ölü bulunur. İşadamı Ahmet Kargılı, düğünde kurşunlanarak öldürülür. Ardından bir konsomatris kadını vururlar. Polis, bu esrarengiz cinayetler arasında bir bağlantı olup olmadığını araştırır. Bu görev, cinayet masasından Kerim'e (Yılmaz Güney) verilir. Kerim, oğlu Levent'le (Levent Özdilek) yaşayan bir polistir. Oğluyla sorunları vardır. Levent, geçmişte yaşanan bazı ailevi olaylar nedeniyle babasını sevmez. Kerim, yoğun bir çalışma temposu içindedir.
Oğluna fazla vakit ayıramaz. Levent'in isteği üzerine onu yatılı okula verir. Kendini, çevresine sümüklü böcek tüccarı olarak tanıtan Kerim, olaylarla ilgili bazı isimlerin peşindedir. Kuşku üzerine kent dışındaki bir çiftliğe gider. Cinayet şebekesinin elemanları bu çiftlikte yuvalanmışlardır. Öldürülen işadamı, holding imparatoru Ali Ağa'nın çiftliğidir burası. Çiftliği, öldürülmeden önce bir yakınına armağan etmiştir. Çiftlikte tüm bölgelere dağıtılmak üzere eroin imal edilmektedir. Kerim, çiftlikte tanıştığı Nevin'e (Nuran Aksoy), aradığı bazı kişileri sorar. Ondan bazı bilgiler alır. Nevin, şebekeden birinin karısıdır. Kocası böbrek ameliyatı için İstanbul'dadır.
Kerim, aldığı bilgiler ışığında tahkikatı genişletir. Bu kez aradığı kadın Birsen'dir (Birsen Menekşeli). Birsen, öldürülen ünlü milyarder işadamı Ali Ağa'nın kızıdır. Babasının geçmişiyle ilgili yeni bilgiler alır. Ancak, Kerim'in Birsen'le görüşmesi çete elemanlarını pirelendirir. Kendini sümüklü böcek tüccarı olarak tanıtan Kerim'den şüphelenmeye başlarlar. Durum patronlarına iletilir. Bir süreden beri ortalarda görünmeyen Halil (Tuncer Kurtiz), adamlarına emir verir. Halil, çetenin patronudur. Kerim'in ölüsünü ya da dirisini ister. Bu arada Kerim, mektupla esrarengiz bir davet alır. Kerim, bu davete giderken emniyetteki arkadaşlarına, "Eğer geriye dönemezsem, oğluma sahip çıkın," der. Ancak gittiği yeri söylemez. Kerim, arabasına atlayıp yola çıktığında takip edildiğinin farkındadır. Peşinde bir kamyon vardır. Kentin dışında bir köy yakınlarında kıstırılır. Halil'in adamlarıyla çatışmaya girer. Traktörle önü kesilir. Kavgada baygın düşen Kerim, traktörün arkasına bağlanır. Çamurlu yolda sürüklenerek çiftliğe götürülür. Bir kağnı arabası tekerleği üzerine boylu boyunca yatırılır. Bağlıdır. Başında Halil ve Nevin vardır. Nevin üzgün görünür. Zafer sarhoşluğu içinde garip kahkalalar atan Halil, Nevin'e zorla türkü söyletir. Kerim'i türkülü, şarkılı bir törenle yavaş yavaş öldürecektir. )

 Halil, yıllar önceki bir olayı hatırlar. Onun bir sorgulama sırasında nasıl dişlerini söktürdüğünü anlatır. Şimdi sıra ondadır. Kerim'e son arzusunu sorar. Kerim, oğlu Levent'i görmek istediğini söyler. Halil'in adamları Levent'i okuldan alıp, gözleri bağlı olarak getirirler. Gözleri açılır. Babasıyla konuşurken gizli bir işaret alır. Kerim, daha önce çiftliğe geldiğinde bir araba lastiği içine tabancayla bıçak koymuştur. Halil, bir adamına onları vurması için emir verip dışarı çıktığında silah seslerini duyar. Kerim'den kurtulmanın sevinciyle kahkahalar atar. Oysa, içeride vurulan Halil'in adamıdır. Levent, lastik içindeki silahı alıp babasına vermiştir. Kerim, silahıyla dışarı çıktığında Halil kaçar. Göl kıyısında, çamurlar içinde boğuşurlar. Kerim, Halil'i vurup öldürür. Çevre polisler tarafından sarılmıştır. Levent, babasını ilk kez sevdiğini anlar. Kerim, oğluna geçmişteki olayları anlatır. Öğütler verir. Araları düzelmiştir. Kerim, Birsen'i ziyaret eder. Kerim'in etkileriyle sosyetik hayatını değiştiren Birsen, kendini toprağa vermiştir. Tarlada köylü kadınlarıyla omuz omuzadır artık. (Agah Özgüç, “Bütün ilmleriyle Yılmaz Güney” syf,177)

Not: Almanya'da Ulus Video Kurumu tarafından çekilen filmin jeneriğinde, rejisör olarak Kemal Dilbaz adı geçer. Oysa filmin yönetmeni Yılmaz Güney'dir (Filmin oyuncularından Mete Mert'le yapılan 4 Mart 2004 tarihli konuşmamızdan). Kemal Dilbaz, filmin yapımcılarından biridir. Filmin senaryosunu Aydın Engin yazmış, Yılmaz Güney bazı eklemeler yapmıştır (Agah Özgüç a.g.e)

BENİ KATİL YAPTILAR

Yönetmen: Nişan Hançer
Senaryo: Bülent Oran
Kamera: Çetin Gürtop
Yapım: Niva-Film / Nişan Hançer

Oyuncular: Ayhan Işık, Sevda Ferdağ, Hüseyin Baradan, Yılmaz Gruda, Diclehan baban, Ali Seyhan, Hasan Ceylan, Savaş Eşici, Yılmaz Gruda, Küçük Yıldız: Ercan İnangiray

Konu: İntihar eden karısını polis öldürmekle suçlamakta ve bu nedenle de babasını katil zanneden oğlu ondan nefret etmektedir.

BEKAR ODASI (1967)

Yönetmen: Türker İnanoğlu
Senaryo:Safa Önal
Kamera: Çetin Gürtop
Yapım:Erler Film / Türker İnanoğlu

Yönetmen Yardımcısı: Erdal Aksü, Kamera Asistanı: Hüseyin Karındoyuran, Işık Şefi: Ender Film, Mazhar Eröz, Teknik Yönetmen: Mehmet Bozkuş, Sesleri Alan: Marko Buduris, Film Hazırlık Std.: Yıldız Stüdyoları, Negatif Montaj: Oral Özütürk, Mahmut Eskici, Laboratuvar: Cemil Orhon, Bayram Güzel, Süleyman Koyuncu, Erol Yıldırım, Muharrem Gündüz, Prodüksiyon Amiri: Memduh Karakaş,

Oyuncular: Filiz Akın , Sadri Alışık, Vahi Öz, Can Sel, Feridun Çölgeçen, Nevzat Okçugil, Necdet Tosun, Mualla Sürer, Renan Fosforoğlu, Faik Coşkun, Nubar Terziyan, Tevhid Bilge

Konu: Kazım (Sadri Alışık) okuma yazması olmadığı için ehliyet alamamış, otomobil meraklısı ve benzin istasyonunda çalışan bir gençtir. Evlenmek istediği İffet (Filiz Akın) adında bir de sevgilisi vardır. İffet’in annesi Şadiye kızını Kazım’a vermez. Tam kaçarlarken, Şadiye onları görür ve polise şikayet eder. Aslında polis de Kazım’ı aramaktadır. Çünkü ona yüklü bir miras kalmıştır. Hiç beklemediği anda zengin olan Kazım lüks bir araba alır ve birinci sınıf bir otelde yaşamaya başlar. Kaldığı otelin barında şarkıcılık yapan Leyla patronu Cemil’le anlaşıp, Kazım’ı baştan çıkararak paralarına konmak ister. Tam Kazım’ın odasında iken İffet ve annesi Şadiye çıkagelir. Ortalık karışır. Kazım terkedilir. Arkadaşı Süleyman’la otelden ayrılır. Açgözlü patron Cemil onları köşkünde konuk eder ve köşkü satma bahanesiyle borç senedi imzalatır. Oysa bu arada mirasın gerçek sahibi ortaya çıkar. Kazım’ınki sadece isim benzerliğidir. Eski yoksul günlerine dönen iki kafadar, borçları yüzünden tutuklanır. İffet ise Cemil’le konuşmaya gider ve ağzından kaçırdığı sahtekarlığı gizlice teybe kaydeder.Mahkemede suçsuzluğu kanıtlanan Kazım ve Süleyman tahliye edilirler. Kazım eski işine geri dönmüştür. Ama bu kez mutludur. Çünkü sevgilisi İffet’le onu uzun sürecek güzel bir yaşam beklemektedir


BAYTEKİN FEZADA ÇARPIŞANLAR (1967)

Senaryo ve Yönetmen: Şinasi Özonuk  (Alex Raymond’un çizgi romanından)
Operatör: Fevzi Eryılmaz
Yapım: Onuk Film / Şinasi Özonuk


Reji Asistanı: Güner Özonuk, Işık: Edeka Işık Servisi, Dekor: Kemal Sophban Koloğlu, Kostüm: İstanbul Şehir Tiyatrosu Terzihanesi, Trükaj Efekt: Yüksel Ünsal, Montaj: Cevat Sezer, Süleyman Karakaya, Negatif Montaj: Oral Özütürk, Laboratuar: Cemil Orhon, Ses Mühendisi: Marko Budiris, Müzik: Şinasi Özonuk,


Oyuncular: Hasan Demirtaş (Baytekin), Meltem Mete, Aşkın Dilek, Sevgi Can, Derya Tanyeli, Güner Celme, Nuhbe Işıl, İlhan Hemşeri, Muzaffer Mozayık, Fatin Sakarya, Tandoğan, Tuncer Sevi, Muzaffer Yener, Asım Nipton, Erbil Celme, Ceyhan Arat, Hakkı Kıvanç, Yaşar Şener,


Konu: Doğduğu evin yerinde boş bir arazi bulan Baytekin, tüm resmi aramalara rağmen kendi varlığının sahte olduğu anlaşılır. Tüm hafızası silinmiş olan Baytekin, bir galaksinin aranan şefidir. Ve uzaydan gelen kişiler Baytekin’i dünyadan alaıp ait olduğuı uzaya götürürler. Bilim-kurgu türünde Yeşilçam sinemasında denenmiş az sayıdaki filmlerden biri.

BANA KURŞUN İŞLEMEZ (1967)

Senaryo ve Yönetmen: Yılmaz Güney
Kamera: Cengiz Batuhan
Yapım: Şafak Film / Alaeddin Perveroğlu (*)


Oyuncular: Yılmaz Güney (Yadigâr), Mine Mutlu (Mine), Ayfer Feray, Sevgi Can, Nihat Ziyalan (Nihat), Abdullah Ataç, Tuncel Kurtiz (Cengiz), Naci Erhun (Naci), Orhan Elmas (Orhan)Feridun Çölgeçen, Behçet Nacar, Sami Tunç, Meltem Mete, Hicret Gürsoy, Mehmet Büyükgüngör, Zeki Sezer, Faik Coşkun, Gönül Öner, Hasan Ceylan, Süheyl Eğriboz, Yaşar Şener, Serap Olguner


KONU: Güney illerinde yaşayan bir köylü güzeli (Mine Mutlu), dört yıldan beri yol gözlemektedir. Her sabah kırlara çıkıp, güneş batana kadar bekler durur. Sevdalısı Yadigar (Yılmaz Güney), iş bulmak için İstanbul'a gitmiş, bir daha dönmemiştir. Oysa köyde ki yavuklusunun haber alamadığı Yadigar, İstanbul'da kabadayı olmuştur. Yasadışı işler çeviren şebeke patronlarından haraç toplamaktadır. Yavuklusu Mine, Yadigar'ı aramak için İstanbul'a gider. İstanbul'da Yadigar'ın bir benzeri vardır. Parasının hesabını bilemeyecek kadar zengin bir fabrikatör olan Mustafa (Yılmaz Güney), öldürülme korkusu içindedir. İki kez ölümden kurtulmuştur. İki muhafızı Nihat (Nihat Ziyalan) ve Naci'nin (Naci Erhun) koruması altında olmasına karşılık hayatı tehlikededir. Parasına ve malına konmak isteyen düşmanlarından biri fabrika müdürü Cengiz'dir (Tuncel Kurtiz). Ayrıca, tansiyon hastalığı nedeniyle özel doktorunun kontrolü altındadır. Ve her türlü tehlikeye karşı önlem almak için hayatını da sigortalamıştır.


Milyarder işadamı Mustafa'nın benzeri Yadigar, Apo (Abdullah Ataç) adlı ünlü mafya liderinin karargahını basıp haraç almak isterken, metresi tarafından vurulur . Apo ve adamları bir çamlıkta mezar kazıp Yadigar'ı diri diri gömerler, Çeteyi izleyen Mustafa'nın adamı sigortacı Orhan (Orhan Elmas), Yadigar'ı mezardan çıkarıp kurtarır. Amacı, Mustafa'nın öldürülmesini engellemek için ikizi Yadigar'ı Onun yerine koyup düşmanlarından korumaktır. Para karşılığında Yadigar'ı bir aylığına kiralar. Mustafa evden dışarı çıkmayacaktır. Mustafa'ya tıpatıp benzeyen Yadigar'a bir ev tutulur. Benzeriyle ilk kez karşı karşıya getirilen Yadigar'a Orhan, onunla ilgili çok özel bilgileri aktarır. Yadigar, Mustafa kimliğiyle köşke yerleşir.


Korumaları ve yalnızca Perşembe günleri kocası Mustafa'nın koynuna girdiği karısı Sevgi (Sevgi Can) de dahil olmak üzere köşkte hiç kimse Yadigar'dan şüphelenmez. Yadigar, sevişme günlerini şaşırsa da, aldığı ilaçların etkisiyle kendine geldiği sanılır.
Yadigar'ın hasretine dayanamayıp İstanbul'a gelen köylü kızı Mine ise, büyük kentte muhabbet tellallarının eline düşmek üzereyken polis tarafından kurtarılmıştır. Yadigar, gazete haberinden durumu öğrenince adamlarıyla Mine'yi aldırır. Mine de bu benzerlik karşısında şaşkındır. Köşkte, hiçbir şey anlamadan hizmetçi olarak çalışmaya başlar. Fabrika müdürü Cengiz'in yılanlı ve saatli bombalı tuzaklarından kurtulan Yadigar'ın, Apo da peşindedir.



Yadigar'ın yaşadığı ortaya çıkınca, Apo adamlarına yanlışlıkla onun yerine benzeri Mustafa'yı öldürtür. Yadigar'ın Orhan'la yaptığı bir aylık anlaşma bitmiştir. Artık yanında çalıştırdığı yavuklusu Mine'ye her şeyi açıklayıp, birlikte köyüne dönmek ister. Köydeki anasını da özlemiştir. Bu arada tüm foyası ortaya çıkan Cengiz de fabrikanın kulesine çıkıp silahıyla intihar eder. Sigortacı Orhan tevkif edilir. Yanlış adam öldürdüklerini anlayan Apo, tekrar adamlarını Yadigar'ın üzerine gönderir. Köşkü terk edip köylerine dönmek üzere Mine trende beklerken garın çevresinde Yadigar sarılmıştır. çatışmada tek tek düşmanlarını öldürür. Tren kalkmak üzereyken Mine'ye ağır yaralı olarak yetişir. Sevgilisinin yanına çöktüğünde Yadigar ölmüştür. “Agah Özgüç “Bütün Filmleriyle Yılmaz Güney
_________________________________________

(*) Film Afişinde yapımcı firmanın Dadaş Film ve yapımcısının da Yılmaz Güney olduğu yazılmaktadır. Ancak Dadaş Filmin sahibi Kadir Kesemen’dir.


Agâh Özgüç, “Türk Filmleri Sözlüğü” kitabında Yapımcısının Kadir Kesemen olduğunu belirterek doğru bilgiyi vermektedir. Ancak; “Bütün Filmleriyle Yılmaz Güney” kitabında, yapımcısının Alaeddin Perveoğlu (Şafak Film) olduğunu yazmıştır. Burada “Dadaş Film” Kadir Kesemen isimlerinin yer almasının gerektiğini belirtmekte fayda var. (y.ö

 

BALATLI ARİF (1967)

(HODRİ MEYDAN – YİĞİDİN ÖFKESİ)

Yönetmen: Atıf Yılmaz
Konu ve Senaryo: Ayşe Şasa
Kamera: Rafet Şiriner
Yapım: İrfan Film / İrfan Atasoy,


Reji Asistanı: Zeki Ökten, Ahmet Soner, Işık: Aydın Türkeri, Prodüksiyon Amiri: Şevki Tozunoğlu, Prod. Ast: Yusuf Çağatay, Kamera Asit.: Rafet Bakır, Ses Mühendisi: Necip Sarıcıoğlu, Laboratuar Şefi: İbrahim Üstün, Lab. Ast.: Hüseyin İnci, Şaban Aldemir, Matipo: Şeref Mehtap, Negatif Senkron:
Mustafa Kent, Negatif Montaj Ender Teker,(Lâle Film Stüdyosu’nda hazırlanmıştır.)


Oyuncular: Yılmaz Güney, Nebahat Çehre, Candan İsen, Sami Tunç, Tülin Oray, Uğur Say, Hüseyin Kutman, Birsen Gökgücü, Danyal Topatan, Ersun Kazançel, Ahmet Turgutlu, Hakkı Haktan, Muadelet Tibet, Meral Küçükerol, Lütfi Engin, Mustafa Alabora, Aşkın Dilek, Erdal Özyağcılar, Erdoğan Akduman,


KONU: Arif (Yılmaz Güney), Balat'ın bir kenar mahallesinde annesi ve babasıyla oturan yoksul bir delikanlıdır. Babası Rasim (Hakkı Haktan), atlı arabasıyla yük taşıyıcılığı yapmaktadır. Tıp Fakültesi öğrencisi olan Arifin tek amacı, okulunu başarıyla bitirip bir muayenehane açmaktır. Çok konuşan annesinin dırdırına karşılık gece gündüz derslerine çalışır. Arif, elinden geldiğince fakir fukarayı, özellikle de düşkün çocukları muayene ederek, onlara yardımcı olmaya çalışır. Sevilen, sayılan delikanlının bir adı da Doktor'a çıkar. Fakülte arkadaşlarından zengin kızı Çiğdem (Candan İsen), Arife gönlünü kaptırmıştır. Peşini bırakmaz. Ama Arif, aynı mahallede oturduğu ve kendi gibi yoksul olan Gülşen'i (Nebahat Çehre) sevmektedir.


Derslerinden başını kaldıramayan Arif, Çiğdem'in aşırı ısrarları üzerine onunla gizlice buluşmaya başlar. Bir kenar mahalle kızı olan Gülşen ise, Arifi kendine bağlamak için fal baktırır, büyü yaptırır. Tüm mahalle bu aşk dedikodusuyla çalkalanırken, Arif’in arkadaşı Hamza (Ersun Kazançel), herkesten para toplar. Mahallede düzenleyecekleri mütevazı bir törenle Arif’i Gülşen'e nişanlayacaklardır. Nişan yüzükleri parmaklara takılır, mutludurlar..


Çiğdem bir gün, arkadaşı Feryal (Tülin Oral) ve nişanlısı Erol'la birlikte Arif’e rastlar. Onu arkadaşlarıyla tanıştırır. Hep birlikte eğlenmek için bir gece kulübüne davet ederler. Arif tedirgindir. Özür dileyerek daveti kabul etmez. Ders çalışmak zorunda olduğunu söyler. Ama ok yaydan çıkmıştır. Bu tür eğlence ona göre değildir. Sıkılır, kaçmak ister, bırakmazlar... Gece yarısı Çiğdem'le Arif gruptan ayrılır. Çiğdem, onu müteahhit babasının inşaatına götürür. İkisi de içkilidir. Binanın bir köşesinde sevişirler. Çiğdem kendini teslim etmeye hazırdır. Ancak Arif’in yetişme tarzına ve ahlak anlayışına, Çiğdem'in bu özgür davranışı ters gelmiştir. Kendini toparlar ve bir parka gidip sabaha dek çocuklar gibi konuşurlar. Ertesi gün ise Çiğdem'in ısrarıyla bir kuyumcuya gidip aralarında nişanlanırlar. Daha sonraki günlerde Arif, Çiğdem'in annesi ve zengin babasıyla tanışır. Bu oyun nerede ve nasıl bitecektir, şaşkındır, yanlış bir davranış içinde olduğunun da farkındadır.

Evlenme hazırlığı içinde olup bir fabrikaya girmeyi düşleyen Gülşen, Arif’in Çiğdem'le gizli ilişkisini duyunca yıkılır. Tartışırlar ve Gülşen parmağındaki nişan yüzüğünü fırlatıp atar. Ayrılırlar ... Bir kaza nedeniyle Arifin babası hastadır. Hayat zorlaşmıştır. İş başa düşünce Arif, atı ve arabayı teslim alıp arabacılığa başlar. Çiğdem, babası ve annesiyle, lüks arabalarıyla mahalleye gelir Kızını vereceği adamın gerçek kimliğini araştırıp hakkında bilgi almak için gelmiştir. Mahallede Arif’le karşılaşırlar. Arif, at arabasının üzerindedir. Kamçısıyla, arabacı kıyafetiyle... Şaşkın anne-baba kızlarını alıp mahalleyi terk ederler. Gülşen, Arif’e inat, mahallenin gençlerinden jilet Turan'la (Sami Tunç) evlenmeye kararlıdır. Turan, daha önce de onu babasından istemiştir. Yıldırım nikahıyla evleneceklerdir. Öte yandan Arif’i bir türlü unutamayan Çiğdem, tekrar bir araya gelme umuduyla, ressam arkadaşı Feryal’i araya koyar. Ama sonuç değişmez. Arif, nikah dairesini basar. Birden şok geçiren damat Turan'ın şaşkın bakışları arasında Gülşen'i, kapıda bekleyen at arabasına atıp kaçırır. Arif, yanında beyaz gelinliğiyle Gülşen ve elinde kamçı, kentin caddelerinde arabayı dört nala sürmektedir.

 

AZAP YOLLARI (1967)

Senaryo ve Yönetmen: Yılmaz Duru
Görüntü Yönetmeni: Ali Uğur
Yapım: Tuğra Film / Yılmaz Duru


Oyuncular: Yılmaz Duru, Figen Say, Erol Taş, Aliye Rona, Necati Er, Kerem Mertoğlu, Kazım Kartal, Gönül Beyhan 


Konu: Yıkılmazların Mehmet, bir kavgada kanlıları tarafından öldürülür, katiller kaçarlar, reisleri ise köyün zorba ağası Şakir ağadır.


 Mehmet'in Ali ve Murat adında iki kardeşi vardır. Anaları Fadime Ana, Mehmet'in öldürülmesinden sonra diğer iki oğlunu aramak için yollara düşer. Murat gözü pek bir avcıdır, ama yeri belli değildir. Ali ise Konya'dadır. Oturak alemlerine katılan Bülbül Fatma'nın arabacılığını yapmakta ve tüm kötü kişilerden korumaktadır. İki genç yakınlaşmışlardır. Bir eğlence sırasında Fatma sarhoş serserilerin saldırısına uğrar, Ali bunlardan birini döver, bunun üzerine Ali'nin peşine düşerler, Ali'de Fatma'yı alır ve kaçarlar, peşlerindeki adamlar tarafından öldürülürler. Fatma Ananın aramaları boşunadır. Azap Yolu'nda Kağnı ve Gramofon Avrat öykülerinden izlere rastlansa da Ses öyküsü filmde anlatılanlara yedirilememiştir. (Orhan Ünser, “Kelimelerden Görüntüye” sy, 175)

24 Ocak 2016 Pazar

AYRILSAK DA BERABERİZ (1967)

Senaryo ve Yönetmen: Muzaffer Arslan, Metin Erksan,
Senaryo Muzaffer Arslan, Bülent Oran
Foto Direktörü: Mengü Yigin
Müzik: Metin Bükey
Yapım: Sine Film / Muızaffer Aslan


Yönetmen Yardımcısı: Şule Güler, Kamera Ast.: Mustafa Kuzu, Prodüksiyon Amiri: Adil Kesici, Set Amiri: Nejat Buvan, Set: Ercüment Saraç, Raif Aydın, Montaj: Özdemir Arıtan, Negatif Montaj, Ali Berkan, Recai Karakaş, Tanaş Petridis, Asistan Rejisör: Semih Tamerler, Işık Direktörü: Kenan Eryılmaz, Ar Direktör: Semih Sezerli, Sesleri Alan: Tuncer Aydınoğlu, Şarkılar: Sevim Şengül,
(Acar Film Stüdyosunda hazırlanmıştır.)


Oyuncular: Türkan Şoray (Fatma), Ediz Hun (Harun), Tugay Toksöz (Mehmet), Semih Sezerli (Osman), Selahİ İçsel (Salih baba), Muazzez Doğan (Teyze), Zeki Sezer (Avukat), Mehmet Büyükgüngör (nikâh memuru), Talia Saltı (komşu)


Konu: Mehmet ve Fatma birbirlerini seven iki fakir gençtir. Genç adam çadır tiyatrolarında keman çalmakta, kız ise şarkı söylemektedir. Bir gün ünlü ve zengin bir plak şirketi sahibi bu tiyatroya gelir ve kızı dinler. Kıza plak doldurması için teklifte bulunur.


Kız kabul etmek istemez ama, sevgilisinin ısrarları sonucunda teklife 'Evet' der. zengin plakçı Ediz Hun, bir süre sonra kıza aşık olur ve evlenme teklif eder. Kız, kemancıyı sevdiğini söyleyerek bu teklifi reddeder. Kız, kemancı sevgilisinin destek vermesiyle kısa bir süre sonra tanınmış bir şarkıcı olur. Kızın ünlü olması ve plakçıyla yakınlık kurması kemancııyı aradan çekilmeye iter ve bir gün hiç kimseye bir şey söylemeden ortadan kaybolur. Kız, ümidini kaybetmeden kemancı sevgilisinin geri döneceği günü bekler. Bir tesadüf sonucu köprü altlarında şarkı söyleyen kemancı sevgilisini bulur ve evlenmeye karar verirler. Gerdek gecesi zengin plakçı kemancıyı öldürür ve polise teslim olur. Genç kadın sevgilisinin yasını tutar ve tam bir yıl boyunca evden çıkmaz, kimseyle görüşmez. Evinin perdelerini sıkı sıkıya kapatır ve bir yıl gün ışığı görmeden eviinin bir odasında yaşar. Bu arada adam mahkemede, 'Bilerek isteyerek, o kızı sevdiğim için o adamı öldürdüm' diye suçunu itiraf eder. Bir yıl sonra tam bir cadı haline dönmüş olarak kadın perdelerini dünyaya açar ve hizmetçiden kuaförünü ve manikürcüsünü çağırmasını ister. Bir gecede beyazlamış olan saçını boyatır, tırnaklarını düzelttirir, eski güzel görünümüne kavuşur ve adamı hapishanede ziyarete gider. Adama, "Ben onu değil, seni seviyormuşum. Bunu anlamadığım için onun ölümüne senin de hapishaneye düşmene neden oldum, seni kurtaracağım" dn ve en iyi avukatları tutarak adamı kurtarır. Adam hapishaneden çıkar ve evlenmeye karar verirler. Nikah, bir memur ve iki şahitle birlikte genç kadının evinde yapılır. Evin duvarlarında büyük boy mezar fotoğrafları vardır. Nikahtan sonra genç karı koca üst kattaki yatak odalarına çıkarlar.


Adam soyunur ve yatağa uzanır. Genç kadın da soyunur ve yatağa gelir. Yastığın altından çıkardığı tabancayla adama ateş eder. Adam ilk kurşunu yer ve "Seni seviyorum" der, ikinci kurşunu yediğinde de kadına bakar ve "Seni seviyorum" der, kadın son bir kez daha ateş eder, adam son nefesini verirken son kez "Seni seviyorum" der ve ölür.

 Metin Erksan, prodüktör Muzaffer Aslan'la anlaşmazlığa düşüp yarıda bıraktığı bu filminin sonunu şöyle bitirmek ister. Kemancının mezarının yanında bir mezar daha vardır ve kadın iki mezarın ortasında diz çöküp ağlarken film sona erer.
Metin Erksan'ın senaryosunu yazdığı bu filmi Muzaffer Aslan tamamlar. Prodüktörlerle savaşarak film yapmaya alışık olan yönetmen bu kez karşılaştığı çirkin tavır karşısında mücadele etmeye bile gerek görmez ve filmi bırakır:
“Türkan'ın eve kapanma sahnesinde ben siyah kadife perdeler kullanmak istiyordum. Senaryoyu yazarken de bunu özellikle belirtmiştim. Bir yıl bu perdeler hiç açılmayacak ve kız hiç güneş ışığı görmeyecek. Bu yüzden perdelerin kalın siyah kadife perdeler olmasını istiyordum. Ama bu sahneyi çekeceğiz.


'Perdeleri takın' dedim. Prodüksiyona bakan bir çocuk vardı, 'Muzaffer Bey size haber gönderdi, Metin Bey fon bezlerini perde olarak kullansın diyor' dedi. Siyaha yakın fon bezleri var ben onları perde olarak kullanacakmışım. Kendisi bana söyleyemiyor, prodüksiyon amiriyle söyletiyor. Filmi hemen orada kestim. Türkan'a da Ediz'e de, diğer oyunculara da evlerine gidebileceklerini söyledım. Derhal yazıhaneye gittim, Muzaffer Aslan beni görünce çok şaşırdı. 'Ne oldu Metin Bey?' dedi. 'Ne olduğunu biliyorsunuz dedim. 'Ben size hep yıllarca kibar davrandım. Size abi dedim. Ben laf olsun diye değil, sizi abi olarak gördüğüm için abi dedim. Kadife perdeler üzerinde çok durmuştum, oysa siz bana bütün aramızdaki hukukun dışında bir tavırla prodüksiyon amiriyle haber gönderiyorsunuz. Artık sizinle bir daha yüz yüze gelmek istemem, bir daha iş yapmak istemem. Al senaryoyu, ben filmi burada bırakıyorum' dedim. Senaryoyu da, Yusuf Nalkesen'e bestelettiğim 'Ayrılsak da beraberiz' adlı şarkıyı da ona devrettim. Ertesi gün önce Türkan, daha sonra Ediz, filme devam etmem için rica ettiler ama, kabul edemeyeceğim bir tavırla karşılaştığım için geri dönmedim. Muzaffer Bey, iki gün içinde hemen perdeleri diktireceğini söyledi ama, böyle işler güzellikler içinde yapılır, dostluk içinde yapılır.”
Muzaffer Aslan, senaryoda olduğu halde, bu filmin çok can alıcı bazı sahnelerini çekmez. Metin Erksan, Muzaffer Aslan'ın çekemediği bu sahnelerle filmin çok daha can alıcı olabileceğine inanmaktadır. Gerçi bu sahnelerden birine benzer sahneleri sonradan Muzaffer Aslan da, Osman Seden’le çekerler:


Fakir adam öldükten sonra kız hemen eve kapanmayacak, sevdiği adamın ölümünün kırkıncı gününde ona mevlit okutacaktı. Eskiden kadın mevlithanlar vardı, Müzeyyen Senar onlardan biridir. Kadınlara kadın mevlithanlar mevlitokurdu. Türkan’da sevdiği adamın mevlidini kendisi okuyacaktı. Bu sahne için gazetelere, 'Türkan Şoray Süleymaniye Camiinde mevlit okuyacak' diye ilan verdirecektim. Mevlit ciddi bir iştir, 'Olmadı, yeniden oku' olmaz. Bu yüzden beş altı kamerayla çektirecektim mevlidi. Bir kamera tüm camiiyi alırken, biri üstten, bir diğeri de yakın plandan Türkan'ı alacaktı. Ben bu sahneyi çekemeden filmi bıraktım, Muzaffer de çekernedi ama, daha sonra bir filminde kadın mevlithan olayını tıpkı Osman Seden'in de yaptığı gibi kullandı. “Metin Erksan Sineması, “Birsen Altıner, syf, 84”


AYRILIK SAATİ (1967)

Yönetmen: Türker İnanoğlu
Senaryo: Safa Önal
Görüntü Yönetmen Çetin Gürtop
Müzik: Metin Bükey
Yapım: Erler Film / Türker İnanoğlu


Yönetmen yardımcısı: Erdal Aksü, Kamera: Çetin Gürtop, Kam. Ast. Hüseyin Karındoyuran, Şarkılar: Sevim Şengül, Teknik Yönetmen: Mehmet Bozkuş, Sesleri Alan: Süperfon Stüdyosu, Film Hazırlık Ştd. Saner Film, Laboratuvar: Cavit Korkmaz, Abdullah Akdeniz, Prodüksiyon Amiri, Memduh Karakaş,


Oyuncular: Filiz Akın (Deniz, İzzet Günay (Kenan), Önder Somer (Tarık), Gülbin Eray, Nubar Terziyan, Ömercik (Ömer Dönmez), Feridun Çölgeçen, Özcan Yiğitmen (Gül), Mahmure Handan (Dadı), Talia Saltı (Tarık’ın annesi)


Konu: Deniz (Filiz Akın) ünlü bir ses sanatçısıdır. Ona sahneden eşlik eden kemancı eşi Kenan (İzzet ) Ünlü ses sanatçısı Diniz Akın'la (Filiz Akın). kemanist Kenan (lzzet Güney) iki çocukları olan mutlu bir çifttir. Deniz sesi ve klasik Türk müziğini yorumlamasıyla kısa sürede şöhret olan, müzikle iç içe yaşayan bir kadındır. Ünlü bestekar Necip Baba (Nubar Terziyan) ve eşi Kenan'ın sayesinde ününe ün katar. Deniz ile Kenan program yaptıkları gazinodan gecenin geç saatinde dönerlerken kaza geçirirler ve Kenan hastaneye kaldırılır. Artık bundan sonra yürümeyecek, tekerlekli sandalyede yaşamını sürdürecektir. Tek başına kalan Deniz sahneye çıkmaya devam eder, bu arada Kenan'ın yerine yeni keman sanatçısı arayışı içine girilir ve sonunda Tarık (Önder Somer) bulunur. ilk önceleri saygılı ve kibar bir adam olan Tarık, Deniz'in eşinin durumunu görünce ondan cesaret alıp Deniz'e kur yapmaya başlar. Deniz ise buna karşılık vermediği gibi onu kadrosundan çıkartır.
Bu durumu kabullenmeyen Tarık ona şantaj yaparak kendisiyle evlenmesini ister. Durumu öğrenen eşi Kenan yıkılır ve Deniz'le arası açılır. Bir iftira sonucu eşinden ve çocuklarından ayrı yaşamak zorunda kalan Deniz, kendini alkole verir ve yavaş yavaş da çıktığı şöhret basamaklarından inmeye başlar.


Sonunda dayanamaz ve yuvasını yıkan Tarık'ı vurur. Ve polise teslim olur. Gerçeği çok sonları öğrenen eşi Kenan ise tekrar eski mutluğuna kavuşmak için hapisteki Deniz'i ziyarete gider. Bu onlar için yeni bir yaşamın başlangıcı olur
(Nubar Terziyan), gerekse Kenan’ın ısrarları ile sahnelere geri döner. Necip, Kenan’ın yerine çalışması için Tarık’la (Önder Somer) anlaşmıştır. Tarık ilk görüşte beğendiği Deniz’e aşırı ilgi göstermeye başlar. Necip Baba bu yüzden Tarık’la tartışır. Deniz, Tarık’ın kendisini rahat bırakmamasından şikayetçidir. Buna bir son vermek için Tarık’la konuştuğunda magazin basını tarafından birlikte resimleri çekilir. Bu fotoğrafları eline geçiren Tarık, bir gece sarhoş durumda Deniz’in evine gelip resimlerle tehdit ederek Deniz’e sahip olmak ister. Tam o sırada olaya tanık olan Kenan yanlış anlayarak Deniz’i evden kovar. Deniz kendini içkiye verir. Ünü yavaş yavaş kaybolur. Meyhanede sızdığı bir akşam Tarık, genç kadını evine götürürr ve tecavüz etmek ister. Deniz Tarık’ı yaralar ve kaçar. Ağır yaralı Tarık, Kenan’ın evine gidip gerçekleri, Deniz’in suçsuzluğunu anlatır ve ölür. Bu arada Deniz polise teslim olmuştur. Kenan ve çok sevdiği çocukları birlikte Deniz’i ziyaret ederler. Deniz Kenan’ı affeder. Necip Baba ve Kenan, Deniz’in kurtulması için ellerinden gelen herşeyi yapacaklardır. Artık hepsi geleceğe daha bir umutla bakmaktadır…

 

AYRILIK OLMASAYDI (1967)

Senaryo ve Yönetmen: Hüsnü Cantürk
Görüntü Yönetmeni: Cahit Engin
Müzik: Şefik Gürmeriç
Yapım: Kulüp Film / Hüsnü Cantürk


Oyuncular: Selda Alkor, Murat Soydan, Mahir Özerdem, Suzan Avcı, Meriç Başaran, Necabettin Yal, İsmail Varol, Adil Güldürücü, Hüseyin Kaşif


Konu: Aşk uğruna hapse giren bir gencin öyküsü.

AYŞECİK CANIM ANNEM (1967)

Yönetmen: Aram Gülyüz
Senaryo: Hamdi Değirmencioğlu
Görüntü Yönetmeni: Memduh Yükman
Yapım: Metro Film / Aram Gülyüz


Oyuncular: Zeynep Değirmencioğlu, Fatma Girik, Ekrem Bora, Güzin Özipek, Sevinç Pekin, Ferah Nur, Gülten Ceylan, Meral Kurtuluş


Konu: Milyoner bir ailenin oğlu olan mühendis Orhan (E. Bora), bir çalışma için Anadolu'ya gider. Uzun süre kaldığı köylerden birinde Gülsüm (F. Girik) adlı bir kızla tanışır. Kimsesiz olan Gülsüm ile evlenir. Bir süre sonra da Ayşe (Z. Değirmencioğlu) adlı kızları olur. Fakat bir süre sonra Orhan, Gülsüm'ü köyde bırakıp küçük kızını yanına alarak İstanbul'a döner.


Aradan yıllar geçer. Ayşe büyür, annesini de öldü bilmektedir. Orhan ise İstanbul'da Semra (S. Pekin) adlı bir kadınla birliktedir ve evlenmeyi düşünmektedir. Ayşe ise buna karşı çıkmaktadır. Fakat bir gün dadısı (G. Özipek) annesi hakkındaki gerçeği anlatınca işler karışır. Ayşe annesiyle babasını bir araya getirmeye karar verir. Annesini köyden İstanbul'a getirtir. Kısa zamanda annesini şehirli modern bir kadın haline getirir. Her şeyden habersiz olan Orhan, bir gün tesadüfen karşılaştığı Gülsüm'e aşık olur. Orhan hemen evlenme teklif eder. Fakat gerçek ortaya çıkınca Gülsüm'ü evden kovar. Ayşe'de annesiyle köye döner. Orhan yaptığına pişmandır. “Burçak Evren, “İki Ün’lü kadın Fatma Girik”

AT HIRSIZI (1967)

Yönetmen: A. Remzi Jöntürk (*)
Senaryo: Aydın Öner (**)
Görüntü Yönetmeni: Cengiz Batuhan
Yapım: Efes Film / Mualla Özbek


 Reji ekibi Ömer Tanyel, Kamera Asistanı: Salih Dikişçi, Negatif Kurgu: Sezai Elmaskaya, Laboratuvar Şefi: Hilmi Başcan, Laboratuvar: Hayati Akbulut, Okay Körmükçü, Erdoğan Dolapçı, Gani Maraşlıoğlu, Işık Şefi: Rıdvan Ses Kayıt: Yorgo İlyadis, Senkron: Varol Mehmet Özdemir, Prodüksiyon Amiri: Çetin Dağdelen, Asistanı: Turan Gülsever, Set: Mahmut Adanalı, Selahattin Geçgel, Hamit Akçay, Şarkılar: Cihan Yekta, Şükrü Osmanoğlu

Oyuncular: Yılmaz Güney, Semiramis Pekkan, Nihat Ziyalan, Danyal Topatan, Ali Şen, Hüseyin Zan, İsmet Erkan, Muadelet Tibet, Ali Seyhan, Ferit Coşkun, Mete Mert, Enver Dönmez, Lütfi Engin, Hızır Beyaz, Reşit Çıldan, Hasan Baytraktar, Yılmaz Koçlı, Adnan Mersinli, Haluk Orçun, Ferit Coşkun, Türküler: Şükrü Osmanoğlu, Cihan Yekta, Nihat Ziyalan, Muadelet Tibet, Ali Seyhan, İsmet Erkan, Haluk Orçun, Reşit Çıldam, Enver Dönmez, İsmet Ertan, Selahattin Geçgel, İsmet Erten, Faik Coşkun, Adnan Mersinli, İhsan Bayraktar, Hızır Beyaz, Yılmaz Koreli


Konu: Köyün zenginlerinden çiftlik sahibi Sadık (Danyal Topatan), Rasim Ağa'nın (Ali Şen) kızı Zeynep'e (Semiramis Pekkan) vurgundur. İstanbul'da yaşayan Zeynep, arabasına atlayıp sık sık babasını ziyaret eder. Uzun süre çiftlikte kalır. Sadık da bu ziyaretlerin birinde Zeynep'i görüp ona aşık olmuştur. Ama Zeynep, İstanbul'da zengin bir adamın oğluyla nişanlıdır. Kaba saba bir köylü olan Sadık Ağa, adamlarına emreder. . Derhal Kel Aziz'i (Ali Seyhan) bulacaklardır. Ona Zeynep'i kaçırması için haber gönderirÜç adamı evine gittiklerinde Kel Aziz'i yatakta bulurlar. Kafası, elleri, ayakları alçılar içindedir. Çevrede at hırsızı olarak tanınan Banuş'tan (Yılmaz Güney) dayak yemiştir. Sadık Ağa, bu kez, bu görev için Banuş'u aratır. Banuş, atları seven ve beğendiği atı, kimin olursa olsun alıp götüren, mangal yürekli, korkusuz bir adamdır. Garibanlara yardım eder, para dağıtır, içki ısmarlar. Gönlü bol, eli açıktır. Sadık Ağa'nın adamları Banuş'u, randevucu Melahat'ın evinde bulurlar. Sadık Ağa'nın çiftliğine götürülen Banuş sorar. Para karşılığında Rasim Ağa'nın kızını kaçıracaktır. Anlaşırlar, kızı teslim ettiğinde paranın ikinci yarısını alacaktır.


Banuş, ağaya verdiği sözü yerine getirir, kızı kaçırıp teslim eder. Ama ertesi gün pişman olur. Büyük bir suçluluk duygusu içindedir. Para karşılığında bir adama kız kaçırdığı için kendini 'gavat' yerine koyar. Kızı geri alacaktır. Zeynep, kapatıldığı odanın camlarını kırıp kaçmaya çalışırken, Banuş, Sadık'ın çiftliğine beyaz atıyla gelir. Zeynep'i kaçırır. Rasim Ağa'nın kızına kavuştuğu için keyfine diyecek yoktur. Banuş'a olan tüm kızgınlığı bir anda geçer. Onu mükafatlandıracaktır. Adamlarıyla haber gönderip onu çiftliğine davet eder. Kızını Sadık belasından kurtarmanın karşılığı olarak ne isterse verecektir. Önce para teklif eder, Banuş istemez. Oysa onun istediği kızı Zeynep'tir. Ama bir türlü söylemeye dili varmaz. "Sen bana istediğim şeyi veremezsin," der ve çıkıp gider.Yüreğine ateş düşen Banuş dertlidir. Analığı Emine'ye (Muadelet Tibet) gidip, Rasim Ağa'nın kızını sevdiğini söyler. Zeynep'e kafayı takan Sadık ise Banuş'a düşman kesilmiştir. İntikam almak için hazırlık yapar. Tüm umudu, hapiste olan kabadayılardan Nihat'tadır (Nihat Ziyalan). Nihat, Banuş'un süt kardeşidir. Bir adamı vurduğundan tutuklanmıştır. Nihat birkaç gün sonra hapisten çıkar. Sadık, Nihat'tan yardım ”ister. Amacı onu, Banuş'a karşı kullanmaktır.


Nihat, birlikte büyüdükleri Banuş'u ne kadar sevse de, onun efsanesini yıkıp yerini almak istemektedir. Nihat kızı kaçırmak için çiftliğe geldiğinde süt kardeşiyle karşılaşır. Çatışırlar. Banuş omzundan vurulmuştur. Banuş'u sevdiğini anlayan Zeynep, onu hasta yatağında ziyaret eder. Banuş iyileşir, Zeynep'i arar. Rasim Ağa, kızını alıp evlendirmek için İstanbul'daki nişanlısına götürmüştür. Banuş, onu bulmak için atına atlayıp İstanbul'a gider. Beyaz atıyla İstiklal Caddesi'nde, Taksim Meydanı'nda deli danalar gibi dolaşıp durur. Ama sonunda Zeynep'i bulur. Ancak ikisi ayrı çevrelerin insanlarıdır. Banuş, kırgın bir yürekle köyüne döner.


Zeynep, İstanbullu nişanlısının nikah töreninde 'hayır' cevabını verip kaçar. Emine ananın evinde, gelinliğiyle Banuş'u beklemektedir. Oysa Banuş, dağlara çıkmıştır. Nihat, yanlış yaptığı için süt kardeşinden af dilerken, Sadık'ın adamları çiftliği basıp kızı kaçırırlar. Banuş, Sadık'ın çiftliğine gittiğinde çevresi sarılır. Ayaklarından bir ağaca bağlanıp baş aşağı sarkıtılan Banuş'u öldüreceklerdir. Daha önce ellerinden kurtulup çalılıklar arkasına saklanan Zeynep ortaya çıkıp teslim olur. Banuş'u ağaçtan indirip bir atın arkasından sürükleyerek götürdükleri sırada Nihat, silahını çekip karşılarına dikilir. Nihat vurulup düşer. Zeynep'i de vurmuşlardır. Ayaklarından bağlı olarak çatışmaya katılan Banuş da agır yaralıdır. Sürünerek süt kardeşinin yanına gider, onu öper. Sevgilisinin beyaz gelinlik içindeki cesedine yaklaşır. Kucağında son nefesini verirken Banuş'un elinde bir papatya vardır. “Agah Özgüç “Bütün Filmleriyle Yılmaz Güneysyf, 182-184”

_______________________________________

(*) Almanya'da Ulus Video kurumu tarafından çıkarılan filmin jeneriğinde yönetmen olarak Mithat Konuklar adı geçer. Filmin orjinal afişinde de aynı kişinin adı yazılır. Filmin yönetmeni Remzi Jöntürk'tür. Mithat Konuklar yönetmen değil, Kemal Film Şirketi'nin Adana şubesi müdürü olup Yılmaz Güney'in de arkadaşıdır. (Agah Özgüç “Bütün Filmleriyle Yılmaz Güney” )


(**) Afişlerde ve jenerikte senaryo yazan olarak adı geçen Aydın Öner, gazeteci Aydın Engin'in takma ismidir (Agah Özgüç, a.g.e.) 
 

AŞKIN MERHAMETİ YOKTUR (1967)

Senaryo ve Yönetmen: Haşim Turyan
Görüntü Yönetmeni: Sami Acun
Yapım: Kayabalı Film / Nevzat Kayabalı


Oyuncular: Tanju Korel, Meltem Mete, Nevzat Kayabalı, Nurettin Kayabalı, Nazım Bora, Hamdi Öznehir, Hikmet Gül, Lale Bora, Hayri Taşdelen, Kara Mehmet, Tacettin Erkek

AŞKINLA DİVANEYİM (1967)

Yönetmen: Mehmet Dinler
Senaryo: Vecdi Uygun
Görüntü Yönetmeni: Cengiz Tacer
Yapım: Metin Film / bIşık Toroman (Erman Film Stüdyosunda hazırlanmıştır)


Oyuncular: Nuri Sesigüzel (Nuri/Ömer), Selma Güneri (Selma), Nurlan San (Suzan), Kenan Pars (Kenan), Semih Sezerli (Stil Ali), Atıf kaptan (Arif), Beyhan Akbaşlı, Baykal Kent, Hüseyin Zan, Erdoğan Seren, Orhan Çoban, Enver Dönmez, İsmet Ertan, Beyhan Benek, Mümtaz Ener, Bilal İnci,


Konu: Biri bitirim bir kabadayı, diğeri köyden büyük şehre gelip ünlü bir türkücü olan iki kardeşin macera ve aşk öyküsü.. Filmin kötü adamı Kenen Pars. Nuri Sesigüzel’in iki zıt kardeşi başarıyla canlandırdığı izlenebilir bir yapım.

AŞKIM GÜNAHIMDIR (İlk Aşkım) (1967)

Yönetmen: Osman Nuri Ergün
Senaryo: Safa Önal (Selami İzzet Sedes’in aynı isimli romanından)
Görüntü Yönetmeni: Nejat Okçugil
Yapım: Er Film / Berker İnanoğlu


Oyuncular: Ediz Hun, Figen Say, Kuzey Vargın, Pervin Par, Nubar Terziyan, Suha Doğan, Ali Seyhan, Ersun Kazançel, Sadri Karan


Konu: Nuri Bey eski bir dostunun kızı olan Selma'yı babası ölünce yanına aldırır. Zengin biri olan Nuri Beyin, Şermin adında bir kızı vardır. Karısı Cemile ise asalet düşkünü olmasından dolayı Selma'ya soğuk davranır. Şermin genç bir mühendis Melih ile nişanlıdır. Fakat ilk karşılaşmalarında Melih Selma'ya aşık olur; Selma'da aynı duygular içindedir fakat ortada Şermin ve ailesi vardır. Selma kendini Melihten kopartır, aynı günlerde evin Anadolu'da ki oğlu Nejat gelir ve Selma'ya aşık olur. Selma Nejat ile evlenir; Melihte Şermin ile evlenir: dışarıdan mutlu gören evliliklerine rağmen Selma ve Melih birbirlerini severler. Bunu öğrenen Şermin Selma'yı evden kovar, olayı öğrenen ve kıskançlık krizine giren Nejat'la kavga eden Selma evden kaçar, bir kaza geçrir, hastane odasında herkesin içinde Melihe olan aşkını haykırarak can verir. “Orhan Ünser “Kelimelerden Görüntüye, syf,173”

ASLAN YÜREKLİ REŞAT (1967)

 (YEŞİL GÖZLÜ YOSMA)

Senaryo ve Yönetmen: Mehmet Aslan
Görüntü Yönetmeni
: Dinçer Önal
Yapım: Ankara Film / Hayri Caner


Oyuncular: Tamer Yiğit, Gönül yazar, Süleyman Turan, Baki Tamer, Hayri Caner, Benan Öz, Behçet Nacar, Ece Han, Yavuz Karakaş, Birsen İz

Konu: Bir çete tarafından öldürülmek istenen zengin ve evli bir adamın benzeri olarak ortaya çıkan bir külhanbeyinin macerası.

ASLAN YÜREKLİ KABADAYI (1967)

Yönetmen: Memduh Ün
Senaryo: Halit Refiğ Bülent Oran, Memduh Ün “Mike Spillane’nin “The Deep” isimli romanından uyarlama
Görüntü Yönetmeni: Mustafa Yılmaz
Yapım: Uğur Film / Memduh Ün


Oyuncular: Ayhan Işık, Sevda Ferdağ, Atlan Günbay, Ayfer Feray, Süha Doğan, Nusret Ataer, Osman Nuri Ergün


Konu: Öldürülen arkadaşının intikamını alan bir polisin öyküsü.


Memduh Ün Anlatıyor:
Ayhan Işık'la yoğun çalıştıgım yıllardı Kara filmler çekiyordum art arda. Ayhan'a da bu filmlerin kahramanlığı yakışıyord u. Micky Spillane'in Mike Hammer dizisinden bir kitabı geçmişti. Elime. Deep başlıklı bu roman çok hoşuma gitmişti. Gerçi senaryoyu yazarken öykünün ikinci bölümünde kitaptan tamamen ayrıldık.


Mike Hamrner tipi aslında Kurtlar Vadisi'nden kaçmış gibiydi. Adamları vurur, kadınları öper, yatak odasına götürürdü. Özel dedektifti kendisi, lüks bir yazıhanesi, Velda isminde bir sekreteri vardı Ama aralarında bir ilişki olduğu hissettirilmiyordu bize. Senaryoda bana Halit Refiğ yardımcı oldu, diyalogları ise Bülent. Romanda bir takım kötü adamlar vardı. Sayısız cinayet işleniyor ve katil sonda film boyunca şipşak fotoğraflar çekip duran bir gazete muabiri çıkıyordu. Her olayın içinde dolaşan sümsuk bir herifti, hiç klmsenin dikkatini çekmeyecek kadar silik biriydi. Gazetecinin hangi nedenlerle bu kadar kişiyi öldürdüğünü anımsamıyorum. Ama benim amacım Ayhan'la bir film çekmekti, bu nedenle romana bağlı kalmak Ayhan'ı harcamak olurdu .


Filmin sonunda Ayhan istihbarat görevlisi çıkıyordu. Saçmaydı, ama buna zorunluyduk. Ayhan film boyunca herhalde 15-20 adam öldürüyordu, bu nedenle denetimden çıkmamız için polis kimliğini kullanmamız gerekmişti.
Filmi 22-23 günde çektim. Baştaki Toma Balcı'nın vurulduğu sahnenin dışında Ayhan'sız sahne yoktu. Ayhan sayılı gün verdiği için Aslan Yürekli Kabadayı'yı biraz aceleyle çektiğimi görüyorum bugün yeniden izlediğimde lşçiliğim bazı sahnelerde çok başarılı değil. Filmin ticaribaşarısı iyiydi. Ayhan Işık'lı öteki filmlerim kadar hasılat yapmıştı.


Filmde ıskaladığım bir şey cinsellik olmuş, hikaye boyunca onlarca adam sinek gibi ölürken cinsellik seyirciyi rahatlatabilirmiş oysa. Sevda Ferdağ'ı özellikle Altan Günbay'la olan karşılıklı sahnelerde iç gıcıklayıcı bir unsur olarak kullanabilirmişim, ama yapamamışım. Üzülerek itiraf ediyorum, ama ben hiçbir filmimde iyi bir biçimde kullanamadım cinselliği. Sevda Ferdağ'dan faydalanmak istemişim aslında, ama yeterli olamamış bu örneğin duş sahnesi çok utangaçça çekilmiş, aşırı kısa kullanmışım planları. Hiç koymasam daha iyiymiş. ( “Memduh Ün Filmlerini Anlatıyor”, Kabalcı yayınları, Ağustao 2009-İstanbul )

 

ASLAN ARKADAŞIM “KUDUZ RECEP” (1967)

Yönetmen Senaryo: Aydın Engin 
Kamera: Cengiz Batuhan
Yapım: Efes Film / Mualla Özbek


OYUNCULAR: Yılmaz Güney, Figen Say, Tuncel Kurtiz, Metin Serezli, Danyal Topatan, İsmet Erten, İhsan Gedik, Faruk Panter


Konu: Olaylar Osmanlı İmparatorluğu döneminde geçer. Çevresinde 'Kuduz1 adıyla tanınan Recep (Yılmaz Güney), milliyetçi, yürekli ve herkesin çekindiği sarhoş bir serseridir. Keskin nişancılığıyla da ün yapan Recep, kendini bir kumandan olarak düşler. Düşman işgali altındaki ülkeyi kurtarmak için çevresindekileri ve arkadaşlarım örgütlemek, en büyük ideallerinden biridir. Bir gün, sırtına geçirdiği omuzlan sırmalı pasa elbisesiyle, göğsüne taktığı madalyalarla ortaya çıkıp, "işte şimdi biz de bir hükümet kurduk. Hükümet benim, paşa da benim," der Ardından arkadaşlarını topiayıp, düşmana karşı amansız bir savaşa girer. ...


Recep dağlarda çarpışırken, köyü basan düşmanlar kadınları öldürüp küçük çocukları da asarlar. Bu baskınlar sırasında Recep'in ailesiyle yakınları da öldürülmüştür. Recep, büyük bir kinle dağdan inip köyüne döner. Pusuya düşürülen genç adam, düşmanları tarafından alaya alınır. Kumandan olmak çapulcu işi değildir. Ceza olarak onu bir sala bağlayıp göle atarlar. Ama Recep kurtulur.
Recep'in ölmediğini öğrenen düşmanları, bu kez de köyündeki yavuklusu Zeynep'le (Figen Say) birlikte iki kızı kaçırırlar. Yıkık ve terk edilmiş bir eve götürülen kızlara işkence yapılır, dansöz elbiseleri giydirilip göbek attırılır. Recep delirmek üzeredir. Tüm arkadaşlarına, evlerine ve çocuklarına dönmeleri için emir verir. Tek başına kalan Recep, makineli tüfeğini bir dağ geçidine yerleştirip pusuya yatar. Düşmanları uzaktan görünür. Yakına geldiklerinde tetiğe durmadan basar. Tüm gücüyle bağırır, haykırır. O, asıl şimdi kudurmuştur. Recep, kurşun değil, içinde biriktirdiği kinini kusmaktadır. “Agah Özgüç, “Bütün Filmleriyle Yılmaz Güney”

 

ANJELİK OSMANLI SARAYLARINDA (*) (1967)

Yönetmen: Ülkü Erakalın
Senaryo: Bülent Oran
Görüntü Yönetmeni: Cahit Engin
Yapım: Fatih Film / Müfit İlkiz


Oyuncular: Tamer Yiğit, Sevda Ferdağ, Turgut Özatay, Kadir Savun, Süha Doğan, Atilla Ergün, Feridun Çölgeçen, Vahi Öz, Cenk Er, Gülgün Erdem


Konu: Tarihi bir film

___________________________________
(*)Serge Anne Golon’un (1903-1972) tüm dünya dillerine çevirisi yapılan bir dizi “Angeélique” (Anjelik) isimli romandaki Şuh ve seksi kadın karakteri.

ANADOLU KIZI (1967)

Senaryo ve Yönetmen: Hüsnü Cantürk
Görüntü Yönetmeni: Vahit Engin
Müzik: Kasım İnaltekin
Yapım: Klüp Film / Hüsnü Cantürk


Oyuncular: Fatma Girik, Şahin Gültekin, Önder Somer, Ali Şen, Meriç Başaran, Meltem Mete

ANA (1967)

Senaryo ve Yönetmen: Lütfi Ö. Akad
Görüntü Yönetmeni: Cengiz Tacer
Müzik: Abdullah Nail Bayşu, Orhan Gencebay
Yapım: Şahin Film / Nami Dilbaz


Oyuncular: Türkan Şoray (Döndü), Erol Taş (Şevket), Kadir Savun (Musa), Yılmaz Duru (Üzeyir), Osman Alyanak (Salman), Gonca Alyanak (Halime), Selahattin İçsel (Murat Dayı), Hakkı Haktan (Esnaf), Asım Nipton (Yusuf), Sırrı Elitaş (Temel), Talia Saltı: (köylü kadın), Orhan Çoban (Garson),


Konu: .Anadolunun kapanmak bilmeyen bir yarası olan kan davasının öyküsü. Türkan Şoray’ın ilk kez gerçek oyun gücünü gösterdiği filmlerinden bir tanesi, bunun yanında Lütfü Akad ustanın yönetimi, Erol Taş ve Kadir Savunun oyunları gerçekten izlenmeye değer .

AMANSIZ TAKİP (1967)

Senaryo ve Yönetmen: Semih Evin
Görüntü Yönetmeni: Vedat Akdikmen
Yapım: Roket Film / Semih Evin


Oyuncular: Kartal Tibet, Neriman Köksal, Reha Yurdakul, Mine Sun, Asuman Arsan, Leman Akçatepe, Ersun Kazançel, Haluk Orçun, İsmet Erten, Muammer Gözalan, Özdemir Akın, Sadettin Düzgün, Güler Sürer, Behçet Nacar


Konu: Çocuğu kaçırılan bir adamın intikamı.

ALTIN ÇOCUK BEYRUT'TA (1967)

Yönetmen: Ertem Göreç
Senaryo: Bülent Oran
Görüntü Yönetmeni: Turgut Ören, İbrahim Şamat, Kaya Ererez,
Yapım: Göksel Film/ Göksel Arsoy


Oyuncular: Göksel Arsoy, Tarup “Lübnan’lı oyuncu”, Reha Yurdakul, ,Hüseyin Baradan, Osman Alyanak, Necdet Çağlar, , Mehmet Ali Akpınar, Erdoğan Böken, Senih Orkan, Osman Alyanak, Mümtaz Alpaslan, Çetin Başaran, Hakkı Haktan, Hüseyin Zan, Gülgün Erdem, Güler Sürer, Lübnanlı Artistler: Somir Loma, Sami Maksut, Hasan Mattar


Konu: Türk-Lübnan ortak Yapımı olan ve kısmen Beyrut’ta çekilen fimde Narkotik şubesi İstanbul’un eğlence merkezlerinde operasyonlar yapmakta ve uyuşturucu ticareti yapanları tutuklamaktadır.


Orta Doğu’da uyuşturucu trafiği “Ejder” olarak bilinen maskeli bir caninin eline geçmiştir. Türk Emniyet Teşkilatı ile ortaklaşa çalışmak üzere İstanbul’a gelen Lübnan Ulusal Güvenlik Başmüfettişi Ali, Ejder’in Orta Doğudaki faaliyetlerini açıklayan bir dosyayı da beraberinde getirmiştir.


Ejder’i durdurabilecek tek kişi vardır; üstün yeteneklere sahip Türk ajanı Altın Çocuk (Göksel Arsoy). Bond’u örnek alan Altın çocuk, Beyrut’a uçar ve bir taraftan da çeşitli güzel kızlarla sevişmekten geri kalmaz. Elindeki teknolojik aletleri kullanarak sonunda Ejder ile (Reha Yurdakul) karşılaşır. Karşılıklı mücadele sonunda Ejder kaçarken, Altın çocuk onu tüfekle vurur

ALTIN ÇOCUK (1967)

Yönetmen: Memduh Ün
Senaryo: Bülent Oran
Görüntü Yönetmeni: Şevket Kıymaz
Müzik: Süheyl Denizci ve Orkestrası
Yapım: Göksel Film / Göksel Arsoy


Oyuncular: Göksel Arsoy, Sevda Nur, Atlan Günbay, Helen Mauille, Kim Sheridan, Anita Penny, Cecilla Hkenfeld, Reha Yurdakul, Gamze Öz, Meriç Başaran, Bilal İnci, Papatya Akaya, RErdoğan Büken, Kaya Volkan, Hasan Ceylan, Haydar Karaer, Tarup (Lübnanlı Yıldız), Altın Çocuk Şarkısı: Ayten Alpman


 Ümit Deniz'in, Mayk Hammer'den esinler taşıyan Murat Davman'ı sinemaya uyarlandıktan yıllar sonra öykü olarak pek ortalara çıkmayan. Göksu'nun bu kez James Bond izini sürdüren “Altın Çocuk”unu Memduh Ün Bülent Oran'ın senaryosu ile sinemamızın yabancısal tipleri arasına kazandırır. Sonradan dörtfilmlik bir diziye dönüşecek serüvenin ilkinde kahramanımız: İstanbul'da bir casus şebekesinin gizli faaliyetlerini ortaya çıkaran bir Mit ajanıdır. (Gündelik tüketimli serüven filmlerinden olan yapıttan tek kalıcı özellik başrol oyuncusu ve Yapımcı Göksel Arsoy'a yakıştırılan -filmin de adı olan- Altın Çocuk şanıdır.) “Orhan Ünser, Kelimelerden Görüntüye, syf, 184”


Memduh Ün Anlatıyor:

 
Altın Çocuk macera türünde James Bond'un bir tür yerli çeşitlemesiydi. Bu tarz filmlerinin kapı pencere kırdığı günlerde bu türden Göksel'in esinlenmiş olması doğal, film tasarısı onun aklına gelmişti. Film iş açısından iyi gittiği için Göksel bunun ardından Altın Çocuk Beyrut'ta adını taşıyan bir film daha yapmıştı; bu kez Altın Çocuk filmi hakkında Uzun Uzun konuşmak istemiyorum, çünkü taşıdığı değer daha çok tarihi diyebilirim Yani bu tarzın yurdumuzda yapılan ilklerinden. Ama bugün özellikle de dünya sinemasında serüven filmleri öyle bir teknikle çekiliyor ki, Altın Çocuk gözümde çok sönük gözüküyor.


Filmin ticari başarısı iyiydi, 7-7,5 civarındaydı. Zaten iş yapmasa ikincisi çekilemezdi. Göksel ekonomik kaygılarla beni ve ekipten kimseyi Londra'ya götürmedi. Başta gördüğümüz, Londra'da acemice çekilmiş sahneleri üçüncü sınıf bir yönetmen üstlenmiş, kurgu çalışması da epey sarkık ve kötü olmuştu, ama Göksel yapımcıydı, son sözü o söylüyordu ve bu sahnelerin de tıpatıp, olduğu gibi kullanılmasını istemişti ısrarla. Ben de kıramamıştım onu çok istediği için; terse düşmek işime gelmemişti çünkü. Oysa bu sahneler filmin baş tarafını çok durduruyor film sallanıyor.


Filmin sahibi yapımcıdır. Ben de yapımcılık yaparken, yönetmenin haklarına çok tecavüz ettim. Göksel Londra'da çektiği o berbat sahneleri çok seviyor, çok güveniyordu. Ayrıca Londra'da nerden bulduysa. üç çirkin kız oynatmıştı.

Ben itiraz edip, sesimi yükseltsem, bu filmi bırakıyorum demem gerekirdi. Ya filmden ya da bu sarkık sahnelerden vazgeçmeliydim; ben sahneleri bırakmayı tercih etmişim. “Memduh Ün filmlerini Anlatıyor”Vadullah Taş ”
 

ALPASLAN'IN FEDAİSİ ALPAGO (1967)

Yönetmen: Nejat Saydam
Senaryo: Sevda Sezer
Görüntü Yönetmeni: Melih Sertesen
Yapım: Acar Film / Murat Köseoğlu


Oyuncular: Cüneyt Arkın, Zeynep Aksu, Turgut Özatay, Reha Yurdakul, Birsen Ayda, Suzan Avcı, Muzaffer Tema, Atıf Kaptan

Konu: Bir rastlantı sonucu Alpaslan'ın yaşamını kurtaran Alpago onun fedaisi olur. Bu arada Alpaslan'ın kız kardeşi Ayşem Sultanla' ile de bir aşk yaşar. Alpaslan, Nizamülmülk, Hasan Sabbah gibi gerçek kişilerin yer aldığı tarihi fonun önünde bir kurgusal macera olmaktan öteye gitmez, açılışta ve finalde, Bursa kılıç kalkan ekibinin folklorik gösterileri ise (herhalde) turistik kaygılar taşır.

ALLAHA ADANAN TOPRAK (1967)

Senaryo ve Yönetmen: Yavuz Figenli
Operatör Ali Uğur
Yapım: Eren Film /Ali Uğur


Reji Asistanı: Nida Tibet, Operatör Asistanı: İzzet Akay, Set İşçileri: Murat Serenli, Yücel Güngör, Hamit Akçay, Ahmet Demir, Dekorlar: Plâto Sohban, Prodüksiyon Amiri: Zekl Tezcan, Ses Mühendisi: Rauf Tözüm, Negatif Montaj: Adnan Yalman, Senkron: İhsan Yanık, (Ses Film Stüdyosunda hazırlanmış ve seslendirilmiştir)


Oyuncular: Yılmaz Duru (Rüstem), Figen Say (Zeynep), Cihat Aşkın (Murat), Aliye Rona (Aliye kadın), Hüseyin Baradan (Kerimoğlu), Nurhan Nur (Zehra Ana), Ersun Kazançel (Dengesiz), Reşit Çıldam, Nezihe Güler, İsmet Erten, Suzan Uçaner, Kemal Tüfek, Suzan Tüfek, Behice İmer, Mümin Yeşil, Türküler: Hasan Mutlucan, Saz: Kenan İşler,


Konu: Ziraat mühendisi olarak köye dönen Aliye kadının oğlu Rüstem çok mutlu, çok sevinçlidir... Aliye kadın oğlu Rüstem’i güzelliğiyle yedi köye nam salmış Zeynep’le başgöz etmek ister. Oysa Zeynep Murat’la sözlü olup, Murat da rüstemin en yakın arkadaşıdır. Rüstem Zeynep’e kardeş gözüyle bakmasına rağmen annesinin sözüne karşı gelemez ve Zeynep’le düzmece bir evlilk yapmağa razı olur. Düğün günü kendi eliyle Zeynep’i, arkadaşı Murat’a teslim ederek, kaçmalarına müsaade eder ama annesi Aliye kadın ve köylü Rüstem’i rezil edecekler, köy meydanında Aliye kadın herkesin içinde Rüstem’i tokatlayıp, “bana gelinimi getireceksin” diyecektir. Rüstem silahını kuşanarak kaçakların peşine düşer.. Kerimoğlu Recep’te onları ayırmak için Zehra kadından yerlerini öğrenip, tez vakitte harekete geçer. Nihayet Rüstem iki kaçağı uyurken yakalar.. ya onları geri götürecek köylünün ve annesi Aliye kadının şerefini kurtaracak ya da en yakın sevdikleri için canını seve seve feda edecektir.. Rüstem üvey kardeşi Murat ve Zeynep’in kollarında son nefesini verirken, yatacağı mezarın yalnız kendisi ait olmasını isteyecek, Burası ALLAHA ADANAN TOPRAK olarak kalacaktır...

 

ALİ'Yİ GÖRDÜM ALİ'Yİ (1967)

Yönetmen: Ümit Utku
Senaryo ve Yönetmen: Fuat Özlüer
Görüntü Yönetmeni: Enver Burçkin
Yapım: Kervan Film / Ümit Utku


Oyuncular: Zühre Varışlı, Tugay Toksöz, Sevinç Pekin, Muhterem Nur, Hüseyin Peyda, Meral Sayın, Sadettin Düzgün 


Konu: O yılların önde gelen türkücülerinden Zühre Varışlı’nın bir filmi. “Ali’yi Gördüm Ali’yi” filmin ana müziği olarak yer almaktadır. Türkücü Zühre’nin çevirdiği tek filmdir bu film.
Sivas yöresine ait olan bu türkünün sözleri şöyle:


Ali'yi gördüm Ali'yi /Sabahın seher vaktinde Ali'yi gördüm Ali'yi /Yüzümü dizine sürdüm/ Ali'yi gördüm Ali'yi /Kamber'i gördüm çağında/Güller açar dost bağında /Musa ile Tur Dağı'nda Ali'yi gördüm Ali'yi/ Aslanı gördüm meşede/ Kırk mum yanar bir şişede/ Yedi iklim dört köşede Ali'yi gördüm Ali'yi


Söz: Anonim, Müzik: Anonim, Söyleyen: Zühre Varışlı (Kul Himmet in deyişinden yola çıkılarak düzenlendiği sanılıyor.)


Not: Kul Himmet'in, 16. yüzyılda yaşadığına ilişkin ipuçları vardır. Yaşadığı dönemde, Pir Sultan Abdal ve Şah Hatayi ile birlikte adı geçer. Yedi Ulu Ozan'dan biri sayılır. Düşünceleri ve inancı nedeniyle baskı gördüğü, zindanlara atıldığı, acılar çektiği anlatılır. Ölümüyle ilgili kesin bilgiler olmamakla birlikte Pir Sultan Abdal'ın asılmasının ardından uzunca bir süre kaçak yaşadığı ve sonunda doğduğu yer olan Sivas'ın Divriği ilçesindeki köyde öldüğü sanılmaktadır. Nefeslerinde sevgi, barış, dostluk önemli konulardı.

 

ALİ İLE GÜL “HAK AŞIKLARI” (1967)

Senaryo ve Yönetmen: Ahmet Asaf Tengiz
Müzik: Selahattin Sarıkaya
Yapım: Tengiz Film / Asaf Tengiz


Oyuncular: Yıldıray Çınar, Hülya Darcan, Gülten Ceylan, Atıf Kaptan, Arap Celal, Ali Ekdal, Ekrem Gökkaya, Salih Sever

AKBULUT MALKOÇOĞLU VE KARAOĞLAN'A KARŞI (1967)

Senaryo ve Yönetmen: Mehmet Arslan
Kameraman: Dinçer Önal
Yapım: Topkapı Film / Yaşar Tunalı


Reji Asistanı: Birsen Kaya, Operatör Asistanı: Erhan Canan, Prodüksiyon Amiri: Şevki Tosunoğlu, Sesleri Alan: Necip Sarıcıoğlu, Montaj: İsak Dilman, Senkron: Mustafa Kent, Negaitif Montaj: Ender Teker, Laboratuvar Şefi: İbrahim Üstüner, Matipo: Şeref Mehtap, Yardımcısı: Hüseyin İnci, (Lâle Film Stüdyosunda hazırlanmıştır)


Oyuncular: Tamer Yiğit, Figen Say, Nuran Aksoy, Tuncer Necmioğlu, Devlet Devrim, Baki Tamer, Özcan Bilge, Sami Tunç, Alp Arslan, Kerem Mertoğlu


Konu: Üç çizgi roman kahramanı olan Akbulut, Malkoçoğlu ve Karaoğlan’ın maceralarını konu alan bu filmde üç büyük çizgi kahramanın birbirleriyle mücadele etmesi seyirci tarafından büyük tepki görmüş, başarı ve seyirci oranı düşük bir film olarak sinema tarihimizde yerini almıştır.

AKŞAMCI (1967)

Yönetmen: Zafer Davutoğlu
Senaryo: Safa Önal
Kamera Kenan Davutoğlu
Yapım: Cen-Av Film / Hüseyin Cendere, Suzan Avcı


Prodüksiyon Amiri: Yüksel Tanık, Sesleri Alan: Can Avşar, Laborantlar: Recai Karataş,Sedat Tuncer, Tanaş Petridis, Adnan Açıkalın, Senkron: Arif Özalp, Kemal Çokcan, Nevzat Dişiaçık, Negatif Montaj: Ali S. Berksan, Osman Bilen, Fon Müzikleri: Metin Bükey, Prodüksiyon Amiri: Yüksel Tanık, (Acar Film stüdyosunda seslendirilmiştir)


Oyuncular: Sadri Alışık, (Osman) Hülya Aşan (Hülya/Zeynep), Kuzey Vargın (Ali), Çolpan İlhan, Suzan Avcı (Melahat), Mümtaz Ener (Dede), Hakkı Haktan (Kunduracı), Ersun Kazançel (Mahalleli), Selahattin İçsel (Meyhaneci), Ahmet Turgutlu (Kasap), Osman Türkoğlu (Mahalleli), Hüseyin Zan, Erdoğan Seren (Kumarbaz), Mahmure Handan, Nubar Terziyan (Fotoğrafçı), Senih Orkan (Müşteri), Süheyl Eğriboz , Ali Demir, Arap Celal, Tali Saltı, Ergül Buharalı, Orhan Çoban, Arda Şenol, Halit Vurgun,Nüslim Ertuli, Çocuk Yıldız: Parla Şenol “d:1956” (Mine),

AJAN Z-14 YOSMALAR ARASINDA (1967)

Senaryo ve Yönetmen: Metin Yılmazbaş
Görüntü Yönetmeni: Fehmi Eryılmaz
Yapım:  Özaltın Film


Oyuncular: Figen Say, Kuzey Vargın, Güven Erte, Senih Okran, Sunay Sun, Baki Tamer, M. Ali Akpınar, Yavuz Karakaş, Faruk Panter


Konu: Bir ajanın güzel kadınlar arasında geçen erotik aşk ve macerası

AH BU KADINLAR (KADINLAR SEVERSE) (1967)

Yönetmen: Abdurrahman Palay, Kemal İnci
Senaryo: Şeref Gedik
Görüntü Yönetmeni: Yılmaz Akay, Sertaç Karan
Yapım: Kurt Film / Murat Akovalıgil


Oyuncular: Fikret Hakan, Hilal Esen, Vahi Öz, Ayda Can, Nurhan Nur, Hilal Esen, Papatya Aklaya, Ersun Kazançel, Gülgün Erdem, Ayda Can, Güzin Özipek, Bilal İnci, M. Ali Akpınar, Aysel Karagül, Yavuz Karakaş, Süheyl Eğriboz, Osman Karahan , Hüseyin Zan,


Konu: Evde kalmış iki kız kardeşin evlilik macerası.

AĞLAYAN KADIN (1967)

Yönetmen: Semih Evin, Osman F. Seden
Senaryo: Osman F. Seden (Halide Edip Adıvar’ın eserinden)
Görüntü Yönetmeni: Necati İltaç
Yapım: Sine Film / Muzaffer Aslan


Oyuncular: Türkan Şoray (Şükran-Leyla), İzzet Günay (Osman), Kuzey Vargın (Teoman), Neriman Köksal (Neriman Soydan), Kadir Savun (Kadir baba), Sevda Ferdağ, Muzaffer Tema (Hikmet), Salih Güney (Ali), Çolpan İlhan (Necla), Suzan Avcı (Tülin), Mualla Sürer (Zilli Mualla), Muammer Gözalan (Doktor), Mümtaz Ener (Necla’nın Babası), Süha Doğan (Şükran’ın babası), Hulusi Kentmen (Şevki), Asım Nipton (Doktor), Kemal Arduman (Komiser), Mehmet Ali Akpınar, Zeki Tüney, Niyazi Gökdere, Vasfi Uçaroğlu (Teoman’ın arkadaşı), Hakkı Haktan (Hamdi Çavuş), Hüseyin Güler (Sivil Polis), Cevat Kurtuluş (Sahte Nikah memuru), Selahattin İçsel (Ağır ceza üyesi), Mehmet Büyükgüngör (Savcı)


Konu: Bir bankada çalışan, annesinin randevu evi işlettiğini öğrenen bir kadın, bir armatörün oğlu olan zengin sevgilisinden ayrılmak zorunda kalır, cinayet işler, hapiste çocuğunu doğurur, yıllar geçer, kızı evlenir, kendisi de eski sevgilisine kavuşur.


► “Neymiş kabahatim, fakir olmam mı?” Şükran, çekilecek onca sıkıntının nedenini filmin en başında söylüyor… Adı önce ‘Sen Bir Meleksin’ olarak düşünülen filmin çekimi Şubat-Mart aylarında. Yapımcı Muzaffer Arslan, aynı zamanda, Şehir Tiyatrosu oyuncularından. Osman F. Seden ile Türkan Şoray arasında bir anlaşmazlık çıkınca filmi Semih Evin tamamlamış. Muzaffer Tema o günlerde baba olmanın heyecanını yaşıyor. Oğlu Alper, rol arkadaşı Vasfi Uçaroğlu gibi, vurmalı çalgılar ustası olacaktır… Şükran’ın sokağı. Bir kedi korkmadan dolaşıyor. Hiç araba yok. Ahşap evlerin pencere ve duvarlarından soba boruları çıkmış. Babasının ölümünden sonra genç kızın ne yaptığı nasıl okuyup iş bulduğu belli değil. Hapishaneden kaçtıktan sonraki yaklaşık 20 yıl neyle geçindiği de… Hikmet ona, annesi ile yaşadığı yerin adresini verir. Genç kız, belki heyecandan, kapıyı açan hanıma “Fikret Bey’i arıyordum” demişti… Neriman (tam adı Neriman Soydan); “Alnımda fahişe damgası, vicdanımda benim yüzümden intihar etmiş bir kocanın yükü, kahroluyorum.” Üstelik esrar eroin bağımlısı. Üzerindeki siyah kombinezonu ‘Yakut Gözlü Kedi’ (1966), kaldığı döner kütüphaneli odayı ‘Zehirli Hayat’ (1967) filmlerinden anımsıyoruz…Şükran annesiyle konuşurken bayılınca bebek beklediği anlaşılır. Doktor “Olur böyle şeyler. Hele bu gibi yerlerde… Yoksa gül koklayıp da mı hamile kaldın kız” diyor… Neriman, sırtına saplanan makasla ölmüştü. Oysa polisteki sorguda iki kez ‘kalbine saplanan makas’tan söz ediliyor… Kadınlar Koğuşu çok renkli. Leyla’nın bağırtısı için “Şarkı da olsa çekilmez” diyorlar. Mualla; “..Erkek milleti değil mi en iyisi kırmızı kulplu oturakta can versin inşallah. İnsana yüzükleri, bilezikleri verir karnını hüp dağları gibi şişirirler.” Mualla’nın adı, sonradan Bedia olarak geçiyor. Belki, Amerikan filmlerindekine benzer şekilde, bir davada ‘tanık koruma programına’ alınmıştır. Ama biraz ‘Ortadoğu usulü’ olmuş. Çünkü yeni adını herkes biliyor… Osman, filmin başında ‘şirketin hukuk müşaviri’, sonunda ‘ceza davası avukatı’. Evleri için Suat Sadıkoğlu’nun Ortaköy’deki Villası kullanılmış. Babası onu ‘ne idiği belirsiz, soyu sopu meçhul bir kızın kollarına atamazmış’. Delikanlının yanıtı; “Benim bildiğim bu gibi asalet ölçüleri ancak koşu atları için bahis konusu olur.” Genç kızın onu Rıhtımda karşılaması için İskenderiye’den yazdığı mektupta “Yarın, Ege Vapuruyla geliyorum” diyor. Mektubun İstanbul’a ulaşması için gerekli süre düşünüldüğünde ya birkaç gün önce yazmalıydı ya da ‘hareket ediyorum’ demeliydi… Filmde, 20 yılı vurgulamak için birkaç sahnede antika leylek telefon kullanılmış. Ama Neriman’ın ölümünü yazan Cumhuriyet Gazetesindeki bir başka haber bu etkiyi yok ediyor; “Stalin’in kızı Amerika’ya iltica etti (Mart 1967).”… Teoman Veziroğlu. “

AĞIR SUÇ (1967)

Yönetmen: Türker İnanoğlu
Senaryo: Fuat Özlüer
Görüntü Yönetmeni: Çetin Gürtop
Yapım: Erler Film / Türker İnanoğlu


Yön. Yrd: Hüseyin Karaoğlu, Kamera Ast: Hüseyin Karındoyuran, Işık Şefi: Ender Film, Mehmet Çakar, Şevket Yılmaz, Teknik Yönetmen: Mehmet Bozkuş, Sesleri Alan: Marko Buduris, Film Hazırlık Stüdyosu: Yıldız Stüdyoları, Negatif Montaj: Oral Özütürk, Mahmut Eskici, Laboratuvar: Cemil Orhon, Bayram Güzel, Süleyman Koyuncu, Erol Yıldırım, Muharrem Gündüz, Prodüksiyon Amiri: Sadri Karan, Prodüksiyon Ekibi: Mustafa Okan,


Oyuncular: Sadri Alışık, Sevda Ferdağ, Yusuf Sezgin, Çolpan İlhan, Atilla Ergün, Nevzat Okçugil, İlhan Hemşehri, Faik Coşkun, Selma Güneri


Konu: Şevket (Sadri Alışık) evli, başarılı bir avukattır. Eşi Meral (Çolpan İlhan) ve kızı Sevgi (Selma Güneri) ile mutlu bir yaşam sürmektedirler. Bu mutluluk Şevket’in güzel ve şuh müvekkili Leyla’ya (Sevda Ferdağ) tutulması ile gölgelenir. Şevket aşık olduğu Leyla’nın varlığını Meral’in öğrenmesi sonucu evi terk eder. Leyla onu içki ve esrara alıştırır. Meral eşinin eve dönmesi için elinden geleni yaparsa da Şevket eve dönmez. Bu arada parasının bittiğinin farkına varan Leyla, gerçek yüzünü gösterir ve ondan ayrılır. Şevket bir başkasıyla birlikte olduğunu öğrenince Leyla’yı öldürmek ister. muştur artık…


Yanlışlıkla Leyla’nın yeni sevgilisini öldüren Şevket on beş yıla mahkum olur. Bir hiç uğruna elindeki herşeyi, ailesini, işini, parasını ve onurunu yitirmiştir. Hapisteyken Meral ölmüş, kızı Sevgi ise bir aileye evlatlık verilmiştir. Yıllar geçip hapisten çıktığında Sevgi’yi bulur ama onun mutluluğu için kimliğini saklı tutar. Yine de onu izler. Bir gün karşılaştığı ve artık kadın satıcısı olan Leyla ona otelinde iş verir. Sevgi onu izleyen kişinin aslında babası olduğunu öğrenince onu aramaya başlar. Leyla’nın eline düşer. Şevket kızını otelde görünce her şeyi hatırlar ve çılgına dönüp Leyla’yı öldürür. Kızını kurtarmış, ama tutuklanmıştır. Mahkeme ağır tahrik kararıyla Şevket’i bırakır. Yaşlı adam ömrünün son günlerinde de olsa kızını ve kaybettiği mutluluğu bulur.

 

AĞA DÜŞEN KADIN (1967)

Yönetmen: Nazmi Özer
Senaryo: Aziz Sarıkaya
Görüntü Yönetmeni: Çetin Gürtop
Yapım: Sarıkaya Film / Aziz Sarıkaya


Oyuncular: Fatma Girik, Kuzey Vargın, Devlet Devrim, Nubar Terziyan, Yıldırım Gencer, Kenan Pars, Hasan Ceylan, Engin İnal, Sabahat IŞık, Mehmet Büyükgüngör, Süheyl Eğriboz, Güven Eroğlu, Oktay Yavuz


Konu: Küçük bir sahil kasabasında yaşayan balıkçı Rıza efendinin (N. Terziyan) Leyla (F. Girik) ve Kezban (D. Devrim) adında iki kızı vardır. Kezban uçarı ruhlu olmasına rağmen Leyla erkek gibi yetişmiş bir kızdır. Aynı mahallede yaşayan Ali (K. Vargın) adlı bir genç Leyla'yı sevmekte ama bunu açıklayamamaktadır. Günün birinde aynı semtten kanunsuz işler yaparak zengin olan Hasan (Y. Gencer) bir başka genç Leyla'yı görür ve aşık olur. Onu elde etmek için planlar yapmaya başlar. Ayrıca Hasan milyoner Kenan beyi (K. Pars) öldürdüğü için de aranmaktadır. Leyla bir anda Hasan'ın tuzağına düşmüştür. Tek kurtuluş ise hiç yüz vermediği Ali'dir. Fakat Ali, daha önce aşkına karşılık vermeyen Leyla'nın kendisini aIdattığını düşünmektedir. Fakat gelişen olaylar Kezban'ın da Ali'ye aşık olmasına neden olacak, Ali iki kardeşin arasında kalacaktır. “Burçak Evren “İki Ün’lü Kadın Fatma Girik”

AFFET BENİ (1967)

Yönetmen: Ertem Göreç
Senaryo: Safa Önal
Görüntü Yönetmeni: Nejat Okçugil
Yapım: Er Film / Berker İnanoğlu


Oyuncular: Filiz Akın, Ekrem Bora, Kuzey Vargın, Nilüfer Koçyiğit, Mine Sun, Muammer Gözalan, İlhan Hemşeri, Sabina, Nevzat Okçugil, İsmet Erden, Küçük Yıldızlar: Ufuk Enünlü ve Taner Erhal


Konu: Namus uğruna, bir ırz düşmanı olan sevgilisini öldüren bir annenin dramı.

ACI TÜRKÜ (1967)

Yönetmen: Abdurrahman Palay
Senaryo: Safa Önal
Görüntü Yönetmeni: Nejat Okçugil
Yapım: Er Film / Berker İnanoğlu
.
Oyuncular: Nuri Sesigüzel, Figen Say, Turgut Özatay, Gülgün Erdem, Devlet Devrim, İclal Genç


Konu: Aileden kalma fabrikaya sahip olmak isteyen bir amcayla, birbirini seven iki gencin öyküsü

ACI GÜNLER (1967)

Yönetmen: Ertem Göreç
Senaryo: Safa Önal
Operatör: Ali Yaver
Yapım: Metin Film / M. Işık Toraman


Prodüksiyon: Selçuk Göksayar, Nuri Tuncel, Reji Asistanı: Volkan Kayhan, Kamera Asistanı: Erhan Canan, Set Amiri: Şükrü Kirişçi, Nejat Özemre, Işıklar: Haydar Aslan, Seslendiren: Yorgo İliadis, Asistan: İlia İliadis, Laboratuvar Şefi: Hilmi Başcan, Laboratuvar: Hayati Akbulut, Erdoğan Dolapçı, Montaj-Senkron: Diamendi Filmeridis, Negatif Montaj: Sezai Elmaskaya, (Erman Film Stüdyosunda Hazırlanmıştır),


Oyuncular: Ayhan Işık (Turgut), Nilüfer Koçyiğit (Ceyhan), Sevinç Pekin, Atlan Günbay (İbrahim), Mümtaz Ener (Kemal), Suzan Avcı (Nilhayat), Süha Doğan (Ziya Akmen), Şaziye Moral (Turgut’un annesi), Cahit Irgat (Stavro), Talat Gözbak (Komiser), Hasan Ceylan (Necmi), Behçet Nacar (Cemil Gözükara), Ali Seyhan (Hasan), Enver Dönmez (Lütfü), T. Fikret Uçak, Orhan Çoban, Süheyl Eğriboz (Uşak)


Konu: “Ben.. Küçükpazarlı Turgut, ayıptır söylemesi Gölgesine Bastırmaz Turgut.”
Kendisini böyle tanımlayan kahramanımız, ortağı İbrahim ile kumarhane işleten ‘mert, gözü kara’ bir delikanlıdır. Annesine konuk olduğu bir gün, nefis birer bardak çay eşliğinde yaşlı kadının yakınmalarını dinler(iz).


Annes ; “Yüzüne hasret kaldım. Binde bir geliyor, bir dakika kalmadan gidiyorsun..Geceleri gözüme uyku girmiyor.”
Turgut; “Merak etme anacığım. Bir şey olmaz bana, evvel Allah.”
Annesi; “Baban da böyle söylerdi, dayın da. Biri ‘mapusta’ öldü, öbürünü de sokağa seriverdiler. Tam seni yaralarımın üstüne bastıracağımı sanırken…”
Birkaç sahne sonra, hastanenin Hariciye Servisi’nde yatan oğlunu, eli kolu kurabiye ve kolonya dolu görmeye gittiğinde, söylenmeye, kaldığı yerden devam ediyor ; “Bir kere gülmedim şu dünyada, bir kere yaşamadım. Sanki Allah bana kardeşi, kocayı, evladı yanayım diye vermiş.”


Turgut’u tanıdıkça, (kumar dışında) kanunsuz işlerle hiç ilgisi olmadığını anlıyor ve biraz olsun mutlu oluyoruz. Kumarhanede ‘işlerin aynalı’ olduğu bir gece İbrahim’in ‘silah ve mermi kaçakçılığı’ için “Bir seferin ucunda 50 bin papel var. Bir günlük iş, fena mı?” diyerek yaptığı ‘nabız yoklamasını’ geri çeviriyor; “İçerde yattığın seneleri unuttun galiba. Kes bu bahsi. Bir daha da ağzını ispirto ile yıka.”


Aynı gece, Hasan ve Necmi ‘gebe zarlarla’ hile yaparak olay çıkarıyorlar. Sonra da kumarhane için polise ‘gammazlık ederler’. Turgut, ‘sinirlerinin ilacı’ güzel şarkıcı Nilhayat’la beraberken, polis kumarhaneyi basıp zabıt tutar. ‘Bütün paralar ve keriz edevatına’ el konulur, dükkân da mühürlenir.


İki ortak, Kemal Bey’in Haliç, Cibali’deki Bakır Döküm Fabrikası’nda çalışan Hasan ve Necmi’den hesap sormaya gittiklerinde kavga çıkıyor. Polisin geldiğini gören İbrahim, yaralanan Turgut’u orada bırakıp kaçar. (İkisi arasında başlayan düşmanlık gittikçe artar ve Turgut’un annesinin kaçırmasına dek varır.) Hastaneye ‘geçmiş olsun’a gelen Müdür Ziya Bey, mahkemedeTurgut’a verilen 11 bin liralık para cezasının Kemal Bey tarafından ödendiğini söyler. “Kemal Bey bambaşka bir insandır. Doğruluk ve namustan başka hiçbir şeye kıymet vermez.” Turgut’un annesi (filmde adı geçmiyor) “Gördün mü ne insanlar varmış dünyada? Allah ne muradı varsa gönlüne göre versin. Var olsun” diye dualar etmektedir. (İlerde, bu kişiler nedeniyle kendisinin ve oğlunun başına gelecekleri bir bilse..) Kahramanımız, kendini biraz toparlayıp,


Kemal Bey; “Merak etme dolgun haftalık veririm çarçabuk ödersin.”


Turgut; “Yoo, o da olmaz işte. Hak ettiğimden fazlası gene haram sayılır. Senin anlayacağın kirli para olur gene.” şakağındaki yara bandı ile) teşekkür etmeye gittiğinde, Kemal Bey’in ‘annesiz büyüyen’ güzel kızı Ceyhan’ın doğum günü kutlanıyordu. “Bu 11 bin lirayı bir ay içinde ödeyeceğim” dediğinde Kemal Bey’den şu yanıtı alır “Senin paranı kabul etmem. Nasıl kazandığını biliyorum.. Gücenme.. Kumarla, haraçla kazanılmış paraya ben el sürmem.. Aklıma gelen bir çare var.. Gel benim yanımda çalış.” (Turgut, Kemal Bey’in ‘mermi ve silah kaçakçılığı’ yaptığını bilseydi, bu göz yaşartıcı konuşmaya çok gülerdi herhalde.) Ve filmin en çarpıcı konuşması. Sonuçta, [‘Kanlı Firar’daki (1960) Tahir’in de kaynakçı olarak çalıştığı] Haliç Antrepo’da 34 DV 597 plakalı Dodge kamyonun şofördür artık.Turgut tarafından 3 gün aranmayınca meraklanan Nilhayat, bu değişimin nedenini öğrenmek için tersaneye gelir. Konuşması sırasında Ceyhan’ı oralarda görünce, bir şeyler olduğunu anlar. “Kim bu kız? Ne işi var burda? Olan olmuş sana. Ama geçer, geçecek” deyip gidiyor. Ama, yalnızca tersaneden değil, Turgut’un yaşamından da çıkıyor. Ceyhan’ın sözleri ; “..Ne güzel yermiş burası. O hanım ‘şeyiniz’ miydi? – Olanları o da sezinlemiş- Kavga ettiniz galiba. Ayrıldınız mı?” Artık düzelen yaşamı ve genç kızın sevgisi ile her şey yolunda gibidir.. Şimdilik.


O günlerde, kaçakçılıkta kullanılan teknenin kaptanı Stavro ile Ziya Bey arasındaki bir konuşma Turgut’un başına olmadık işler açacaktır. “Kaçakçılık için bir adam lazım. Nasıl derler, yüreği altı okka çok erkek biri olsun. Hem de ne iş yaptığını bilmesin. Bilmezse korkmaz değil mi?” Ziya bey bir an düşünüyor; “Öyle biri var galiba.”


Turgut’un ‘faturasız fabrika malı’ zannettiği sandıklarda neler yok ki; Silahlar ve çeteye ‘kazık attığından şüphelenilen’ Hasan’ın cesedi. ‘Sevkıyat’ sırasında suçüstü yakalanır ve Ağır Ceza’da 21 yıl hapsi istenir. ( Murat Çelenligi – sinematürk veri tabanı)