Powered By Blogger

7 Nisan 2018 Cumartesi

ACI HATIRALAR (1977)


Yönetmen: Atıf Yılmaz
Senaryo: Erdoğan Tünaş, Fuat Özlüer
Görüntü Yönetmeni: Çetin Gürtop
Kamera Asistanı: Hüseyin Karındoyuran
Müzik: Coşkun Sabah
Yapım: Erler Film/Türker İnanoğlu (Türk – İran Ortak Yapımı)

Oyuncular: Emel Sayın (Emel), Sadri Alışık (Osman), İreç Kadiri (Kemal, Ünsal Emre (Mahmut), Neriman Köksal, Aziz Basmacı, Nezihe Güler, Ahmet Turgutlu, Ömer İpek,

Konu: Osman (Sadri Alışık) adlı bir gazinocunun yanında koroda vokal yapan Emel (Emel Sayın) bir gün tek başına şarkı söylediğinde çok beğenilir. Müşteriler arasında aslında kaçakçılık yapan Kemal (İreç Kadiri) de vardır. Osman ona assolist olmayı teklif eder. Bir ara Kemal yüzünden işinden olursa da yine Kemal’in katkısıyla döndüğü işini üçü birlikte kutlar. Birbirlerine aşık olan Emel ve Kemal evlilik hazırlığına başlar. Kemal’in adamı Mahmut (Ünsal Emre) malların arasında eroin çıktığını söyleyerek Kemal’i yurtdışına kaçırır. Tahran’a giden Kemal Emel’e de her şeyi açıklayan bir mektup bırakır. Emel ünlü bir sanatçı olmuştur. Mahmut tüm bu mektupları saklar, Emel’e vermez. Emel’in Tahran’a konsere gideceğini öğrenince de karşılaşmasınlar diye düzmece bir mektupla sanki suçsuz çıkmış gibi Kemal’i İstanbul’a çağırır. Kemal Tahran da afişlerini görünce Emel’i bulur ve iki sevgili kavuşur. Nişanlanıp Türkiye’ye dönerler. Polis Kemal’in peşinde olduğu için de gizli gizli buluşurlar. Mahmut Emel’e Kemal için vur emri olduğunu ve teslim olursa az ceza alacağını söyler. İkna olan Kemal tutuklanır ve on beş yıla mahkum olur. Mahmut’un bu oyununu anlayan Emel ondan hesap sormak istediğinde Mahmut Emel’e sahip olmak ister. Hamile olan Emel Kemal’e gerçeği anlatmak isterse de Mahmut daha hızlı davranıp Kemal’le konuşur ve ona Emel’in Osman’la birlikte olduğunu söyler. Kemal bu yalan inanıp Emel’le konuşmayı reddeder. Bir oğlu olan Emel’in işine devam etmekten başka çaresi yoktur. Yıllar geçer, hapisten çıkan Kemal intikam için çocuğunu kaçırır. Televizyon programında çocuğun Kemal’den olduğunu anlatan Emel’i duyan Kemal, Osman’la görüşüp gerçeği anlar. Foyası ortaya çıkan Mahmut, Kemal’le Emel’i evlerinde vuracakken Osman hepsini kurtarır. Artık Kemal ve Emel’i çocuklarıyla birlikte mutlu bir yaşam beklemektedir..

Konu: Osman (Sadri Alışık) adlı bir gazinocunun yanında koroda vokal yapan Emel (Emel Sayın) bir gün tek başına şarkı söylediğinde çok beğenilir. Müşteriler arasında aslında kaçakçılık yapan Kemal (İreç Kadiri) de vardır. Osman ona assolist olmayı teklif eder. Bir ara Kemal yüzünden işinden olursa da yine Kemal’in katkısıyla döndüğü işini üçü birlikte kutlar. Birbirlerine aşık olan Emel ve Kemal evlilik hazırlığına başlar. Kemal’in adamı Mahmut (Ünsal Emre) malların arasında eroin çıktığını söyleyerek Kemal’i yurtdışına kaçırır. Tahran’a giden Kemal Emel’e de her şeyi açıklayan bir mektup bırakır. Emel ünlü bir sanatçı olmuştur. Mahmut tüm bu mektupları saklar, Emel’e vermez. Emel’in Tahran’a konsere gideceğini öğrenince de karşılaşmasınlar diye düzmece bir mektupla sanki suçsuz çıkmış gibi Kemal’i İstanbul’a çağırır. Kemal Tahran da afişlerini görünce Emel’i bulur ve iki sevgili kavuşur. Nişanlanıp Türkiye’ye dönerler. Polis Kemal’in peşinde olduğu için de gizli gizli buluşurlar. Mahmut Emel’e Kemal için vur emri olduğunu ve teslim olursa az ceza alacağını söyler. İkna olan Kemal tutuklanır ve on beş yıla mahkum olur. Mahmut’un bu oyununu anlayan Emel ondan hesap sormak istediğinde Mahmut Emel’e sahip olmak ister. Hamile olan Emel Kemal’e gerçeği anlatmak isterse de Mahmut daha hızlı davranıp Kemal’le konuşur ve ona Emel’in Osman’la birlikte olduğunu söyler. Kemal bu yalan inanıp Emel’le konuşmayı reddeder. Bir oğlu olan Emel’in işine devam etmekten başka çaresi yoktur. Yıllar geçer, hapisten çıkan Kemal inti-kam için çocuğunu kaçırır. Televizyon programında çocuğun Kemal’den olduğunu anlatan Emel’i duyan Kemal, Osman’la görüşüp gerçeği anlar. Foyası ortaya çıkan Mahmut, Kemal’le Emel’i evlerinde vuracakken Osman hepsini kurtarır. Artık Kemal ve Emel’i çocuklarıyla birlikte mutlu bir yaşam beklemektedir..

Orhan, Şahmat adında çok ünlü bir işadamının yanında çalışmaktadır. Komiser Musa ve Kemal, Orhan’ı yakalayarak Şahmat’ı adalet önüne çıkarmayı çalışırlar.

ZÜHDÜ (1976)




Yönetmen: Nuri Akıncı
Senaryo: Recep Filiz
Kamera: Mükremin Şumlu
Yapım: Tuba Film/Nuri Akıncı

Oyuncular: Şemsi İnkaya, Aysun Güven, Ali Sururi, Orhan Alkan, Atilla Ergün, Cevat Kurtuluş, Oya Başar, Perran Kutman, İlhan Hemşeri, Nilgün Ceylan, Sami Hazinses, Arap Celâl, Kemal İskender, Feridun Çölgeçen

Konu: Aynı köyden iki kız seven iki kardeşin köyde başlayıp kentte biten güldürüsü.

YUMURTANIN SARISI (1976)


"Kadının Sarısı"

Senaryo ve Yönetmen: Çetin İnanç
Foto Direktörü: Dinçer Önal
Yapım: Gaye Film//Erdoğan Tilav

Gaye Film Işık Servisi, Işık Şefi: İlyas Akarsu, Set Teknisyenleri: İlyas Akarsu, Ercan Tuman, Zülküf Yücel, Abdullah Menay, Renk Uzma-nı: Sabahattin Hoşsöz, Laboratuar: Ziya Uçak, Ahmet Kuru, Recep Çakmak, Ses Mühendisi: Feridun Kınay, Ses Tek. Asis: Şakir Ozan, Montaj: Mehmet Özdemir, Negatif Montaj: Mustafa Karataş, Senkron: Bayram Türkkan, Asistanı: Timur Karakaya, Kamera Asistanı: Sedat Ülker, Prodüksiyon Amiri: Semih Selvidal, Reji Asistanı: Engin Temizer, (İpek Film Stüdyosunda seslendirilmiş ve renklendirilmiştir)

Oyuncular:  Sermet Serdengeçti, Emel Aydan, Tevhit Bilge, Oktar Durukan, Alev Altan, Mürvet Sim, Baykal Kent, Arzu Candan, Zeki Sezer, Tevhid Bilge, Asuman Arsan, Nizam Ergüden, İbrahim Kurt, Yusuf Çetin, İbrahim Uğurlu, Ferhat Ünal, Çetin Başaran, Gönül Eren, Çetin Tolbas, Küçük Yıldız : Hakan Ramazanoğlu,

Konu: Şarkıcı sevgilisi uğruna soygun yapan bir manavın öyküsü.


YİRMİDÖRT SAAT (1976)




Yönetmen: Nejat Özer
Senaryo: Cem Özer
Kamera: İzzet Akay
Yapım: Önder Film/Nejat Özer

Oyuncular: Mithat Şenel, Canan Perver, Deniz Akbulut, Gül Turan, Cem Özer, Özdemir Akın, Mehmet Üzüm, Saadet Gürses

Konu: Yirmi dört saatlik bir süre içinde bir telgrafı yerine teslim etmek için büyük uğraş veren, bir motosiklet cambazının maceralı öyküsü.

YAZGI (1976)


Senaryo ve Yönetmen: Ülkü Erakalın
Eser: Cevat Şakir Kabaağaç “İmdatla Cennet” öyküsü
Müzik: Cahit Berkay
Görüntü Yönetmeni: Mengü Yeğin
Yapım: Men Prodüksiyon / Mengü Yeğin

Oyuncular: Aytaç Arman, Meral Orhonsay, Aliye Rona, Macit Flordun, İhsan Gedik, Hamit Has,

Konu: Köyün ağası tarafından sömürü-len bir semerci ustasının direniş öyküsü.

ÖDÜL:

İstanbul Uluslar arası Film Festivali (1976)
►En iyi 3. Film”


YARİM İSTANBUL'U MESKEN Mİ TUTTUN (1976)


Yönetmen: Kemal Kan
Senaryo: Sevim Tosunoğlu
Kamera: Rafet Şiriner
Yapım: Hayat Film/Şevki Tosunoğlu

Oyuncular: Yıldıray Çınar, Bedia Akartürk, Ahmet Mekin, Emel Aydan, Kâzım Kartal

Konu: Geçim sıkıntısı nedeniyle köyünden büyük bir kente gelip adını kirli işlere karıştıran bir taşralının öyküsü

YARINSIZ ADAM (1976)


Yönetmen: Remzi A. Jöntürk
Senaryo: Mehmet Aydın
Eser: Vural Pakel
Kamera: Kaya Ererez
Yapım: Kalkavan Film/Deniz Kalkavan

Dekor: Hasan Nurdan, Prodüksiyon Temsilcisi: Hasan Baykara, Işık Şefi: Aslan Yıldız, Kameraman: Erdoğan Ererez, Sesleri Alan: Necip Sarıcıoğlu, Renk Uzmanı: Türker Vatan, Kurgu Eşleme: Süleyman Karakaya, Negatif Kurgu: Mahmut Eskici, Set Ekibi: Erdem Ülgey, Bedri Uğur, Halil Dedeoğlu, Süleyman Çak-mak, Prodüksiyon Amiri: Şerif Ab-lak, Yardımcı: Kadir Akgün, Yardımcı Yönetmen: Nurettin İrişen,
(Yeni Stüdyoda hazırlanmıştır.)

Oyuncular: Cüneyt Arkın, Suna Yıldızoğlu, Betül Aşçıoğlu, Bilal İnci, Macit Flordun, Orhan Alkan, İhsan Baysal, Yüksel Gözen, Kahraman Kral, Levent İnanır, Ömer Kahraman, Baykal Kent, Ali Ceylan, Feridun Çölgeçen, Kudret Karadağ, Canan Candan, Aydın Arkın, Engin İşsever, Mehmet Bulduk, Huriye Yirmibeş, Misafir Sanatçılar: Mete İnselel, Mine Sun, Diclehan Baban, Mete İnselel

Konu: Murat, arkadaşı Kemal ve Zeliş ile birlikte fakir bir mahallede yaşamaktadır. Bir parça kuru ekmeğe muhtaç olmak Murat'ı eli silahlı, kötülere kurşun sıkan, yoksul ve mazlumlara el uzatıp , vurguncu ve tefecileri haraca kesen biri yaparken, arkadaşı Kemal'i ise öğretmen yapacaktır.
Hayatını yoksul ve mazlumlara el uzatıp yardım eden Murat ile öğretmen Kemal'in yolları Kemal'in okulunun zengin bir iş adamı tarafından yıkılacak olması üzerine tekrar kesişir. Polis ile de başı dertte olan Murat herseyı göze alarak ezilenlerin yanında olmaya devam edecektir.

Bu filmin gösterimi çekildiği yıllarda durdurulmuştu. Bu yüzden bu film bizce ulaşması gerektiği kadar bir kitleye ulaşamamıştır. Biz bu filmi sitemizde sizlerle paylaşıyoruz.



filmi izle 


YAMAN DELİKANLI (1976


Yönetmen: Yavuz Figenli
Hikaye ve Senaryo: Rüştü Asyalı
Kamera: Rafet Şiriner
Yapım: Has Film / Hamit Has

Yönetmen Yardımcısı: Adem Ayral, Set Ekibi: Ahmet Türk, Ercan, Yapım Yönetmeni: Mustafa Eti, Ses Mühendisi: Feridun Eray, Laboratuvar: Sabahattin Dinçöz, Ahmet Kor, Recep Çakmak, Negatif Montaj: Mustafa Kara, Montaj-Senkron: Mehmet Özdemir, (İpek Film Stüdyosunda hazırlanmıştır.)

Oyuncular: Rüştü Asyalı (Yaman), Gülgün Erdem (Ceyda), Birtane Güngör (Zeynep), Zekai Müftüoğlu (Yaman arkadaş), Renan Fosforoğlu (Polis), Tevhit Bilge (Yaman’ın babası), Leman Akçatepe (Yaman’ın annesi), Tevfik Şen (Ceyda’nın adamı), Mehmet Yağmur, Zeki Sezer, İhsan Bayraktar, Nuri Tuğ, Cevdet Özalaş, Erol Şen, Yadigâr Ejder, Arap Celâl, Seyfettin Karadayı, Seyfi Tetik, Baykal Kent, Kamer Sadık

Konu: Yaman bir oto tamirhanesinde çalışmaktadır. Sevdiği genç kız ise sağ-lam ve geliri iyi bir işi olmadığı için Yaman’la evlenmeye pek yanaşmamaktadır. Bir tesadüf sonucu Yaman otomobille ezilerek öldürülmek isteyen bir kadını (Gülgün Erdem) kurtarır ve ona aşık olur. Aslında kadın beyaz zehir satıcılığı yapmakta ve saf bulduğu Yaman’ı kuryelik yapmağa ikna eder. Ve olaylar gelişerek devam eder.

YALAN (1976)


Yönetmen: Çetin İnanç
Senaryo: Engin Temizer
Kamera: Dinçer Önal
Işık Şefi: Turgut Köse
Kurgu: Necdet Tok
Yapım : Gaye Film / Erdoğan Tilav

Oyuncular: Yalçın Gülhan, Figen Han, Erol Taş, Atıf Kaptan, Necdet Soylu, Tevhit Bilge

Konu: Yalnız yaşayan kadınlara tecavüz edip öldüren bir sapığı yakalayan komi-ser'e eskiden yakaladığı bir mahkumun hapishane nakli görevi verilir. Görev başarı ile tamamlanmasına rağmen mahkum kaçar. Komiser'in kız kardeşine de tecavüz edilip öldürülünce, her şey en başa dönmek zorunda kalır.

► Ajda'nın enfes sesinden "Yalan" şarkısı eskimiş filmin ses bandından kırık dökük atlayarak gece yarısı İstanbul siluetinin üstüne düşmekte... Jenerik için düşünülen bu çekimlerin üstünde yazı mazı yok, Kan makyajı yapılmış bir çırılçıplak kız beyaz çarşaflar üzerinden önce doğruluyor, modern baleye benzer hareketler yaptıktan sonra çığlık atıyor ve düşüyor. Annesi cama koşuyor, "imdat.. cinayet var polis yok mu?" diye bağırıyor... Polis tabii ki var.

Haşim İşcan geçidinde bir kovalamaca, Yeşilçam'ın en tipsiz yardımcı oyuncula-rından biri sapık rolünde kaçıyor .. (Bütün sapıklar tipsizdir mi?) Underground olsun diye bu alt geçit seçilmiş. Duvarlarda o kadar çok yazı yar ki, hepsi birbirine gir-miş. "Protesto mitinginde... Kahrolsun ABD... Tek yol ikmal dershanesi.. İşçiden hesabı sorulacak. WC'ye hayır... Faşist öğrenci yurdunda Ayhan Banu'yu seviyor." Duvarlar gibi kafalarda karışık. Filmdeki psikolojik gerilim duvarlardan yansıyor.

Hepimiz kaçıyoruz, Yalçın Gülhan kovalıyor. Polis rolünde Yalçın Gülhan, suçluyu arıyor. Saklanıyoruz. Yalçın abi yakalıyor suçluyu, bir yumruk çakıyor suratına, "Sen katilsin" diyor. Sahne bittiğinde seyircilerden bir kısmı boşalmış bile, kalkıp gidenler oluyor. Boşalan yerlere yeni müşteriler geliyor, el feneri her yandığında herkes tedirgin, eyvah Yalçın Gülhan bizi de yakalaya-cak. Yalçın abi yeni bir görev almıştı ya... Çorlu hapishanesinden suçluyu mahkemeye getirmişti. İşte o suçlu yani Erol Taş bir numara çekip kaçıyor

Yalçın'ın evde canı sıkılıyor, çalmayan telefona hissi kavlen vuku (aptala malum olur) bakıyor. "Alo .. Ne, kaçtı mı?" Neyse buraları geçelim... Yalçın'ın bir de özürlü bir kız kardeşi var, evin kapısında ona şefkat gösterirken karşı komşunun (Figen Han) kapısında üç şişe süt ve bir kase yoğurt görüyor ve kıl kapıyor??? O sırada komşu ve s..ikici geliyor ve "Dışarıdaydık da" diyorlar -müzik sesi geliyordu da  "Tanıştırayım Cem". S.kicisinin adı Cem'miş. İçeri giriyorlar, Cem bey söyleniyor, "Biz onun geri zekalı kardeşinin ardına kadar açtığı radyoya sesimizi çıkarmıyoruz da... "Figen birden duygusallaşıyor... "Hayır sen yanlış anladın onu demek istemedi" diyor.
işte zurnanın zırt dediği yerde burası, hikayenin bundan sonrası nasıl devam edecek? Bunu senarist de bilmiyor. .. Acaba Yalçın ile Figen arasında bir ilişki mi başlayacak. Bir büyük rakıyı bitiren ancak senaryoyu bitiremeyen senarist çile olsun diye üstüne bir de bira çakıyor ve film devam ediyor. Hikaye tıkandığından imdada bir sevişme sahnesi daha yetişiyor. Figen güneşten kalın bikinisi yüzünden yanmamış kıçıyla yeşil halı sahaya seriliyor. Rüzgara karşı oynayan Cem, bu yarıda bütün gayretleriyle rakibe sağdan soldan yükleniyor. Numaralı tribünlerin önünden bir atak geliştiriyor. Adeta tek kale oynuyorlar... Figen de defans, mefans kalmamış dağılmış, gel buyur vaziyette ...

Maç bitiyor, Komiser Yalçın yine peşimizde. Saklanıyoruz koltukların arkasına. Maç sahnesi sonrası senarist işi bağlamış. Fonda "ararım seni her yerde" şarkısının saksafon solosu. Yalçın bir pavyona giriyor. Figen Han bu pavyonda oryantal striptizci, kıvırıyor da kıvırıyor. Komiser Yalçın pezevenk kılıklı bir adama Nesrin adındaki bir dansözü soruyor ... "Nesrin 10 sene önceydi şimdi Selma oldu" diyor pezevenk. (Selma yani Figen Han.) Şimdi bağlantılar acayipleşiyor. Senarist ikinci birayı da çakmış belli. Çorlu hapishanesinden gelen adam Erol Taş, Figen Han'ın eski s.kicisi. Şimdi Yalçın Figen'in de peşine düşecek.
Figen evde bacağından morfin yapıyor ve yatakta tek başına seks show yapıyor. Arama emri olmayan Yalçın, Figen'in kapısını tekmeyle kırıp giriyor... Bu arada Yalçın'ın özürlü kız kardeşi de Erol Taş tarafından öldürüldü. Acı çok bü-yük .. (Senarist çocuğu bakkala yollayıp bir paket sigara, iki şişe bira aldırıyor.) Epik garip bir adam Yalçın'a bir kağıt veriyor, kağıtta adres var, vın adrese, 70'li yılların meşhur Cevat Kuru temizleme Fabrikası. Yönetmen burada acayip metafor kullanmış ki Derviş Zaim "Çamur" filminde bile daha anlaşılır şeyler yapmış-tı. Yalçın toplumun kötüleriyle Cevat Kuru temizleme Fabrikasında hesaplaşacak. Kötüleri kuru temizlemede yok edecek. Figen ve s.kicisi burada ölüyorlar, Erol Taş kaçıyor. Finale geliyoruz ...

Erol Taş bir sinema salonuna giriyor, sah-neye çıkıyor. Burada ışık oyunları yapıyor yönetmen. Erol Taş beyaz perdenin önünde elinde tabanca, perde de dev gölgesi. Nefis gölge oyunları. Yalçın'da sahnede tabancalar patlıyor, dışınya! Dışınya!.. "Kardeşini ben öldürdüm, sen de benim kardeşimi öldürmüştün, keşke kimse ölmeseydi... Ahhhh." Polisler koşar adım geliyorlar ve işaretli yerlerinde du-ruyorlar. Komiser konuşuyor. ..

"Kanunlardan kimse kaçamaz." Müzik başlıyor. (Ajda .... Yalan, yalan) "SON" yazıyor. “Osman Cavcı, “Yanlış Anlaşılmış Filmler”

UTANMAZ ADAM (1976)




Senaryo ve Yönetmen: Feridun Kete
Kamera: Ender Turgut
Yapım: Kımız Film/Feridun Kete

Oyuncular: Mete İnselel, Sema Eyüpoğlu, Meral Deniz, Mürüvvet Sim, Gülten Kaya, Arzu Candan, Arzu Candan, Küçük Yıldızlar: Oğuz Işıklar, Işıl İşsever

Konu: Evli bir adam ve aşk yaşadığı kadınla olan erotik öyküsü.

TUZAK (1976)


Yönetmen: Atıf Yılmaz
Senaryo: Umur Bugay
Görüntü Yönetmeni : Çetin Gürtop
Yapım : Erman Film/Hürrem Erman

Negatif Montaj: Mahmut Eskici, Kâzım Çakırmanoğlu, Montaj, Senkron: İsmail Kalkan, Mevlut Koçak, Stüdyo: Hasan Örnek, Selahattin kaya, Abdullah Akdenizi İsmet Tomaçgil, İsmet Karslı, Renk Uzmanı: Türker Vatan, Seslendiren: Necip Sarıcıoğlu, Set Yöneticisi: Erdil Demirbağ, Çevre Düzeni: Mustafa Buvan, Mustafa Kıtır, Turhan Alok Mansur Kırık, Işık Düzeni: İbrahim Sabuncu, Yardımcılar: Kâzım Pek-mez, Salih Balık, Yapım Yönetmeni: Avni Turan, Yardımcı: Bilâl Gülcan, Kameraman: Hüseyin Karındoyuran, Yardımcı: Mehmet Duman, Yardımcı Yönetmen: Yaşar Seriner, Yardımcı: Erdoğan Kar, (Yeni Stüdyoda hazırlanmış ve seslendirilmiştir )

Oyuncular: Cüneyt Arkın, Selma Güneri, Ali Sururi, Hulusi Kentmen, Erol Keskin, Turgut Boralı, Hüseyin Zan, Neslihan Danışman, Hakan Tanfer, Aclan Altuğ, Hakkı Kıvanç, İ. Hakkı Şen, Aydın Haberdari Sabahat Işık, Ahmet Güzel,

Konu: Ayvalık, filmin mekanı olmuş. Kasabanın sevilen Başkanı Avni Baba, eski dostu, kasaba zenginlerinden Fazıl Bey'in kurmak istediği tarım ilaçları fabrikasına engel olmak istediği için öldürülüyor. Oğlu Doktor Ömer, Fazıl Bey'in kızıyla nişanlıdır.Ve Amerika'ya staja gitmek üzeredir. Ömer, babasının ölümünü aydınlatmaya çalışırken, kasabada fabrika artıklarının getirdiği deniz kirlenmesi, balıkların, giderek insanların ölmesine yol açmaya başlamıştır. Ömer fabrikayla savaşa girerek kasabayı kurtarma işini üstlenir.

► "Tuzak", ilginç yönelikler getirecekmiş gibi başlayan bir film. "Bodrum Hakimi"ne fon oluşturan. Bodrum'dan sonra, bu kez bir diğer şirin Ege kasabası, Ayvalık, filmin mekanı olmuş. Kasabanın sevilen Belediye Başkanı, "Avni baba", eski dostu, kasaba zenginlerinden Fazıl beyin kurmak istediği tarım ilaçları fabrikasına engel olmak istediği için öldürülüyor.

Oğlu doktor Ömer, Fazıl beyin kızıyla nişanlıdır ve Amerika'ya staja gitmek üzeredir. Ömer, babasının ölümünü aydınlatmaya çabalarken, kasabada fabrika artıklarının getirdiği deniz kirlenmesi, balıkların, giderek insanların ölmesi başlıyor. Ömer fabrikayla savaşıma girerek fabrikayı kurtarma işini yükleniyor, vs... Tuzak", bir yanıyla ciddiye alınması gerekil, ilginç bir film ... Türk sinemasında "çevre kirliliği" sorununa değinen ilk film olması bir yandan, sermayenin halkın gerçek çıkarları ve sağlığıyla ne denli ters düşebildiğini ve yerel Belediyelerin bu konuda ne tür baskılar altında kalabileceğini göstermesi diğer yandan, filmi ilginç kılıyor.

Ne var ki film, iki yönden zedeleniyor. Bir kez, tam anlamıyla bir melodram ve bu melodramın tüm yükünü taşıyor. Diğer yandan da, tipik bir "Cüneyt Arkın filmi" olma zorunda yapımcı gözüyle... Avrupa, sinemasında nasıl bir Alain Delon, Amerika sinemasında nasıl bir Charles Bronson, son filmleriyle adaleti kendileri dağıtan, her işi bilek güçleriyle kendileri çözümleyen kahramanlar olmaya koşullanmışlarsa, Arkın da böyle ... Bu yüzden, doktor Ömer, ameli-yattan çıkıp kavgaya koşan, hasta yanından çıkıp fabrika soymaya giden, arada da bir öğretmen hanıma kur yapma fırsatı bulan bir "harika doktor" olmuş çıkmış!

Aslında·şunu söylemeliyim: Bu tür bir sinemaya yüzde yüz karşı değilim. Bu tür bir sinema, yani güncel, çağdaş ve siyasal sorunları popüler anlatım biçimleri ve alışılmış kalıplar içinde vermeye çalışan bir sinema, örneğin İtalyan sinemasının son yılardaki "siyasal  toplumsal melodram" türündeki başarısına ulaşabilir, bilinen kalıplar ve klasik kahraman mitosu içinde önemli şeyler söyleyebilir. Ama bunun için gerekli dengeyi iyi kurmak, dozu iyi ayarlamak gerekiyor. Doktor Ömer'in "süpermen"liği ise, bu konuda en iyimser eleştirmene bile pek umut bırakmıyor. Hem de melodram kalıplarını kullanmaktan çekinmeksizin. “Atilla Dorsay, “Sinemamızın Umut Yılları” syf, 137”


TOSUN PAŞA (1976)


Yönetmen: Kartal Tibet
Senaryo: Yavuz Turgul
Görüntü Yönetmeni: Kriton İliadis
Yapım: Arzu Film/Nahit Ataman

Kamera Asistanı: Güngör Özsoy, Yönetmen Yardımcısı: Sami Güçlü, Sesleri Alan: Necip Sarıcaoğlu, Yardımcısı: Erkan Esenboğa, Sistem: Flet Elektronik, Işık Şefi: Ekrem Köksalan, Yardımcıları: Veli Özşahin, Yüksel Güzel, Kurgu Senkron: İsmail kalkan, Mevlût Koçak, Sabit Özergil, Negatif Kurgu: Mahmut Eskici, Kâzım Çakırman, Laboratuvar: Hasan Örnek, Abdullah Akden, İsmet Karslı, Renk Uzmanı: Türker Vatan, Yapım Yönetmeni: Yılmaz Kanat, Ar Direktör: Hasan Nurdan, Set Ekibi: Necati Bostancı, İbrahim Kul, Ömer Babu, Taci Ersan, (Yeni Stüdyoda seslendirilmiş ve renklendirilmiştir).

Oyuncular: Kemal Sunal, Adile Naşit, Müjde Ar, Şener Şen, Ayşen Gruda, Bilge Zobu, Günfer Feray, Ergin Orbey, İhsan Bilsev, Zihni Göktay, Tuncay Gürel, Oya Aydonat, Filiz Toprak, Mete Sezer, Oktar Durukan, Akil Öztuna, Sıtkı Akçatepe, Nevin Güler, Ayten Erman, Hikmet Gül, Cevdet Arıkan, Ata Saka, Tevfik Şen, Akif Kilman,

Konu: Geçen yüzyıl sonlarında İskenderiye'de geçen bir film, oldukça kala-balık bir kadrosu var. Birbirlerine her alanda rakip olan iki büyük ailenin çekişmeleri anlatılıyor. Bir yandan" Yeşil Vadi" denen verimli bir bölge üstündeki mülkiyet savaşı sürüp giderken, diğer taraftan iki aile de İskenderiye valisinin kızına talip oluyorlar. Bunlardan biri, valiyi etkilemek için evin uşağını Kahire'den teftişe gelen ünlü büyük Tosun Paşa diye yutturmaya kalkıyor... Ve birbirini izleyen komik unsurlar ardı ardına gelip devam ediyor.

► Tosun Paşa, Arzu Filmin kalabalık kadrolu filmlerinden bir yenisi... Geçen yüzyıl sonlarında İskenderiye'de geçiyor film. Birbirlerine her alanda rakip olan  iki büyük ailenin çekişmeleri anlatılıyor. Bir yandan "Yeşil Vadi" denen verimli bir bölge üstündeki mülkiyet savı sürüp giderken, diğer yandan iki aile de İskenderiye valisin kızına talip oluyorlar. Bunlardan biri, valiyi etkilemek için evin uşağını Kahire'den teftişe ge-len ünü büyük Tosun Paşa diye yutturmaya kalkıyor, vs ...

Öykü, görüldüğü üzere, iki klasikleşmiş temanın iki aile arasındaki rekabetle, yanlışlıkla müfettiş sanılan kendi halinde insan temasının bir karışımı... Öykünün geçen yüzyılın Mısır'ına yerleştirilmesi ise, bazı sansür zorunluluklarından... Arzu Filmin artık iyice bilinen kadrosu, bilinen mimiklerini, oyunlarını bir kez daha yineliyorlar kamera karşısında ... Hiçbirinin tiplemesinde, esprilerinde en küçük bir yenilik yok. Sözgelimi Şener Şen'le Kemal Sunal arasındaki ilişkiler, çok değişik bir ortamda da olsa, tıpkı tıpkısına, iki oyuncunun Hababam Sınıfı serilerindeki jimnastik öğretmeni inek Şaban ilişkilerinin aynısı... Sinemada binlerce kez işlenmiş durumlar, espriler, bir kez daha yineleniyor. Tutulmuş reçeteler, bir kez daha ısıtılıp seyirci önüne sürülüyor. Bakalım, seyirci aynı yemekleri yemekten ne zaman bıkacak?

"Tosun Paşa", Cüneyt Arkın, Fikret Hakan, Ayhan Işık'tan sonra yönetmenliğe ge-çen bir diğer ünlü oyuncunun, Kartal Tibet'in ilk filmi... Bu olumlu adımı kutla-mak, daha iyi bir şeyler söylemek, yazmak istiyor insan. Ama "Tosun Paşa" üstüne ne yazabilirsiniz? Tibet de, bu koşullar içinde, tipik bir Arzu Film komedisini kurtarmaktan başka bir şey yapa-mamış. "Genç sinemacının sinemamızda yapabilecekleri şu ortamda öylesine sınırlı ki.. “Atilla Dorsay, “Sinemamızın Umut Yılları” syf, 199 ”




TİLKİ PAYI (1976)


Yönetmen: Mehmet Aslan
Senaryo: Tamer Yiğit
Foto Direktörü: Salih Dikişçi
Yapım: Aslan Film/Turgut Öcal

Prodüksiyon Amiri: Semih Servidal, Set Teknisyenleri: Hüseyin Turan, Veli Özşahin, Ali Yelmen, Laboratuvar: Ahmet Uslu, Ziya Uçak Recep Çakmak, Negatif Montaj: Mustafa Karataş, Sesleri Alan: Feridun Kınay,

Oyuncular: Tamer Yiğit, Necla Fide, Yıldırım Gencer, Karaca Kaan, Hipi Coşkun, Yusuf Çetin, Ayşen SelvTarık Şimşek, Baki Tamer, İ. Hakkı Şen, Leman Akçatepe, Oya Yurdakul, Nilgün Ceylan, Tevfik Şen, Yaşar Güçlü

Konu: Beyaz zehir kaçakçılığını ortaya çıkaran bir polisin öyküsü,

TEPEDEKİ EV (1976)


Yönetmen: Remzi A. Jöntürk
Senaryo: Recep Filiz
Kamera: Salih Dikişçi
Yapım: Barlık Film/Necdet Barlık

Kamera Asistanı: Bedii Ener, Reji Asistanı: Yıldırım Yanılmaz, Renk uzmanı: Sabahattin Hoşsöz, Laboratuvar: Ahmet Kuru, Ziya Uçak, Recep kaymak, Senkron: Mehmet Özdamar, Negatif Montaj: Mustafa Karataş, Sesleri Alan: Feridun Kınay, (İpek Film stüdyosunda hazırlanmıştır)

Oyuncular: Tamer Yiğit, Arzu Okay, Tugay Toksöz, Hayati Hamzaoğlu, Turgut Özatay, Erol Günaydın, Hikmet Gül, Tevfik Şen, Şeref Pekşeker, Ahmet Kostarika, Kemal As, Ahmet Karaca, Engin Vural, Yusuf Çetin, Yılmaz Kurt, Mustafa Doğan, Muhteşem Er, Küçük Yıldız: Erman Yanılmaz

Konu: Geceleri barlarda, pavyonlarda hayat kadınlarıyla beraber olan genç bir akşam sarhoş kafa ile dolaşırken, bir kadınla karşılaşır ve gece beraber olur-lar. Sabah kalktığında ise, gece olanlar-dan habersiz olan delikanlı, olanları öğ-renince beyninden vurulmuşa döner.

6 Nisan 2018 Cuma

TEK BAŞINA (1976)


Yönetmen: Cüneyt Arkın
Senaryo: Mehmet Aydın
Kamera: Muzaffer Turan
Yapım: Acar Film/Murat Köseoğlu

Oyuncular: Cüneyt Arkın, Peri Banai (cezayir asıllı), Yılmaz Gruda, Yüksel Gözen, Eşref Kolçak, Renan Fosforoğlu, Ersun Kazançel, Yusuf Çetin, İhsan Ge-dik, Kadir Kök, Kudret Karadağ, Yılmaz Kurt, Mehmet Uğur, Yadigâr Ejder, Küçük Yıldız: Göktürk Tütüncü

Konu: Bir cinayet olayına tanık olup, sonra da tüm gerçekleri ortaya çıkaran bir memurun öyküsü.

► Cüneyt Arkın, yönetmenliğe geçmek, isterken, son derece iyi niyetli davrandı. Bir ekip oluşturarak sağlam bir senaryo oluşturmaya çabaladı... Ne var ki sinemamızda birden ağırlaşan sansür koşulları, bu çabayı engelledi. Arkın, "Tek Başına’da zayıf, saçmalık ve mantıksızlıklarla dolu bir senaryo ile işe başlamanın ceremesini çekiyor. Korkunç bir cinayetin tek tanığı olarak ifade vermek uğruna ailesinin yaşamını tehlikeye atan ve sonunda büyük bir çeteye karşı "tek başına" savaşmak zorunda kalan bir adamın öyküsü, hiç de inandırıcı değil, Arkın'ın yönetimi, tipik Cüneyt Arkın filminde hiçbir şeyi değiştirmiyor: Yine koşan, döğüşen, haykıran, (aile veya görev) gibi soyut ve yapay ikilemler içinde kıvranan bir Cüneyt Arkın... Meraklıları için yalnızca Atilla Dorsay, “Sinemamızın Umut Yılla-rı” syf, 253 ”..

TAVŞAN KIZLAR (1976)


"ÇILGIN TAVŞAN KIZLAR"

Senaryo ve Yönetmen: Oksal Pekmezoğlu
Foto Direktörü: Kenan Kurt
Yapım: Yılmaz Tümtürk

Renk Uzmanı: Sabahattin Hoşsöz, Laboratuvar: Ziya Uçak, Ahmet Kuru, Recep Çakmak, Montaj, Senkron: Mehmet Özdemir, Negatif Montaj: Mustafa Karataş, Seslendiren: Feridun Kınay, Yardımcısı: Şakir Ozan, Set Ekibi: Arif Yalabık, Ömer Bubu, Kameraman Asistanı: Cem Molvan, Işıklar: Musdtafa Koçyiğit, Yusuf Avcı, Reji Asistanları: Korkut Korcan, Mehmet Şenkal, Prodüksiyon Amiri: Şerif Ablak, (İpek Film stüdyosunda renklendirilmiş ve seslendiril-
miştir.

Oyuncular: Şeyda Senem, Orçun Sonat, Ceyhan Cem, Orhan Alkan, Feridun Çölgeçen, Tevfik Şen, Baykal Kent, Ca-nan Candan, Arzu Candan, Leman Akçatepe, Gülseren Sev, Sevda Seren, Gülten Kaya, Gülten Ceylan, Nurseren Vargel, Erdoğan Üçkaya, İbrahim Uğurlu, Cevdet Arıkan, Ahmet Karaca,

Konu: İki aşk arasında kalan bir kanun kaçağının öyküsü.

TAŞRA KIZI (1976)


Yönetmen: Orhan Elmas
Senaryo: Yılmaz Tamtürk, Orhan Elmas
Kameraman Hüseyin Özşahin
Yapım: Saner Film/Hulki Saner

Renk Uzmanı: Sabahattin Hoşsöz, Labaratuar: İsmet Tomaçgil, Hayrettin Çakmak, Kamil Kutay, Mahmut Doğan, Sesleri Alan: Feridun Kınay, Set Ekibi: Necip Koçak, Mansur Kırık, Mustafa Gevrek, Işıklar: Veli Özşahin, Teoman Sayın, Kamera Asistanı: Ertunç Şenkay, Yönetmen asistanı: Ümit Efekan, Prodüksiyon Amiri: Şerif Ablak, Yardımcısı: Ergin Demirçubuk, (İpek Film stüdyosunda hazırlanmıştır.)

Oyuncular: Müjde Ar, Ahmet Sezerel, Sevda Aktolga, Sümer Tilmaç, Yaşar Yağmur, Şeref Çokşeker, İsmail Hakkı Şen, Baykal Kent , Ehat Alinçe, Saadet Gürses, Necla Fide, Cevdet Arıkan, Renan İpar, Metin Tuvank,

Konu: Vedat Süreyya genç bir bestekar ve şarkıcıdır. Onu gizli, gizli seven, televizyondan konserlerini kaçırmayan, odasında çekmecesinde sakladığı resmini öpüp okşayan Macide, teyzesi ile bir kasabada yaşamaktadır. Zengin bir ailenin kızı ile sözlü olan Vedat""ı, kızları ile bir an evvel evlendirmek isteyen anne baba bir gün dertleşirlerken, Mehlika hanım kocasını çok düşünceli olduğunu fark eder. Süleyman bey itiraf eder. Aklı fikri arkadaşı Haydar’ın kızındadır. Babasız- anasız kız, onu yanıma getirtmek istiyorum diye karısına açılır. Mehlika hanım ama onu okuttun diye cevaplayınca yüksek tahsiline devam etmesi lazım diyen kocasına olur verir. Süleyman bey kararlıdır. Özel arabası ve şoförü ile gidip Macide’yi İstanbul’a evlerine götürmek üzere alır. Artık ona amca demesini ister. Macide’nin teyzesi de bu işi destekler. Bu onun iyiliği içindir. Ertesi gün yemekte Sacide arkadaşlarıyla buluşacağından söz edince anne ve babası Macide""yi götürmesini, artık onun İstanbul’u tanıması gerektiğini söylerler. Sacide istemeye, istemeye beraberinde Macide’yi götürür. Sacide’nin arkadaşları onunla alay ederler. Süleyman beye onunla alay ettiklerinden, İstanbul’a katlanamadığından söz eden Macide geri dönmek istediğini söyler. Süleyman bey onun okumasını istediğini ve kendisi için yanında kalmasının, biraz kendini değiştirmesini, süslenmesini, giyim kuşam almasını söyleyerek Macide’ye çok içten sarılır. İçini çeker Tıpkı annen gibisin der. Macide mücadeleye kararlıdır. Okulunda çok başarılıdır. Cüneyt Sacide’ye bir kere daha aşkını itiraf eder, sadece Vedat’ın şöhretini sevdiğini itiraf ettirir. Neticede mutlaka Vedat""ın Macide’yi tercih edeceğini hatırlatır. Süleyman bey Macide’yi yanına çağırır. İyice fenalaşmıştır. Macide koltuğun yanına diz çöker, Süleyman bey ,sana çekmecemde bir mektup yazdım, bana bir şey olursa onu oku, der. Süleyman beyi muayene gelen Doktor, aileye baş sağlığı dileyerek odadan çıkar. Macide’nin mektubu okuma zamanı gelmiştir. Ama bu mektup değil sanki itiraf namedir. Sır olarak kalacaktır. Süleyman bey evlenmeden Macide’nin annesini tanımıştır. Kadın ondan hamile olduğunu saklamış bir kasabaya yerleşmiştir. Bunu bilmeyen Süleyman bey de Mehlika hanımla ev-lenmiştir. Öğrendikten sonra Macide""nin geleceğini garanti altına almış ve bir yaştan sonra da yanında yaşamasını sağlamıştır. Amcası bildiği Süleyman beyin kabrin babacığım diye ağlayan Macide, ona öz kız kardeşini daima koruyacağı yeminini eder. Konser İsimler filmin jeneriğinden alınmıştır. oyunu bitirmesi gerektiğinden söz eder, ısrar eder. Başarılı geçen konserden sonra kuliste Macide’ye sarılan kaldır bu sırrı aradan, neden beni reddediyorsun, diyen Vedat’la sarılmış pozdaki Macide’nin bir gazeteci resimlerini çekmiştir. Bu Sacide için bir rezalettir. Gazetede çıkan bu resimden sonra Macide’yi evden kovar. Macide Teyzesinin yanına döner. Her gün eriyip solmakta olan Macide’nin teyzesi bu haline tahammül edemeyip Vedat’a bu durumları bir mektupla bildirir. Hakikati anlatır. Onun Süleyman beyin öteki kızı olduğunu yazar. Bir gece teyze-kız akşam yemekleri yerken kapı çalınır. Gelen Sacide dir. Ablasına sarılır. Af diler. Arkasından Vedat ve Cüneyt girerler.

Her şey ortadadır. Sacide Cüneyt’i sevdi-ğini anlatır. Ablasıyla Vedat’ın artık mutlu olmaları gerektiğini, Macide’nin çok fazla fedakarlık yaptığını itiraf eder. Macide Vedat’la kucaklaşır ve evlenme teklifine evet der."




TANTANA KARDEŞLER (1976)


Senaryo ve Yönetmen: Oksal Pekmezoğlu
Görüntü Yönetmeni: Salih Dikişçi
Yapım: Barlık Film/Necdet Barlık

Reji Asistanı: Recep Filiz, Kamera Asistanı: Ender Turgut, Renk Uzmanı: Sabahattin Hoşsöz, Teknik Ekip: Hüseyin Turan, Bülent Eren, İbrahim Aydın, Işık Şefi: Ergun Şimşek (Barlık film ışık servisi), Laboratuvar: Ahmet Kuru, Ziya Uçak, Recep Çakmak, Negatif Montaj: Mustafa Karataş, Prodüksiyon Yönetmeni: Ali Ramazanoğlu,

Oyuncular: İlhan Daner, Halit Akçatepe, Serpil Barlas, Tülin Kazan, Bilge Zobu, Tutgut Özatay, Diler Saraç, Aysel Gürel, Necdet Yakın, Alev Altın, Saadet Gürses, Tevfik Şen, Tamer Yiğit, Renan Fosforoğlu, Baykal Kent, Remziye Fırtına, Arzu Candan, Konuk Sanatçı: Tamer Yiğit

Oyuncular: Miras uğruna büyük bir kent-te çeşitli serüvenler yaşayan iki kardeşin öyküsü.


TAKSİ ŞOFÖRÜ (1976)


Yönetmen: Şerif Gören
Senaryo: Erdoğan Tünaş,
Safa Önal, Şerif Gören
Foto Direktörü: Cahit Engin, Salih Dikişçi
Yapım: Uğur Film/Memduh Ün

Oyuncular: Kadir İnanır, Banu Alkan, Bora Ayanoğlu, İnanır, Levent İnanır

Konu: bir tezgahtar kız ve onu seven iki erkek biri zengin birde gariban bir taksi şoforü

ŞOFÖR MEMET (1976)


Senaryo ve Yönetmen : Sırrı Gültekin
Kamera: Suat Kapkı
Yapım: Gültekin Film/Sırrı Gültekin

Oyuncular: Müjdat Gezen, Betül Aşçıoğlu, Halit Akçatepe, Seden Kızıltunç, Cevat Kurtuluş, Diler saraç, Kayhan Yıldızoğlu, Aysel Gürel, Konuk Yıldızlar: Öztürk Serengil, Neco, Fecri Ebcioğlu

Konu: Rüyasında gördüğü kızla gerçek hayatında karşılaşan bir şoförün öyküsü.


ŞOFÖR (1976)


Yönetmen: Orhan Aksoy
Senaryo: Suphi Tekiner,
Görüntü Yönetmeni: Çetin Tunca
Ses Mühendisi: Necip Sarıcıoğlu
Yapım: Gülşah Film/Selim Soydan

Oyuncular: Orhan Gencebay (Haydar), Hülya Koçyiğit (Zehra), Elif Do-ğan, Suphi Tekniker (Mustafa), Birtane Güngör, Kâzım Kartal (Osman), Nezihe Güler, Asuman Arsan, Hakkı Kıvanç, Yılmaz Gruda (Polis), Hikmet Taşdemir, Tevfik Şen, Renan Fosforoğlu, Mürvet İşsever, Erol Şen, Nuri Tuğ, Aydın Haber-dar, Muzaffer Hiçdurmaz,

Konu: Şoför Osman uyuşturucu ticareti yapmayı reddedip işten ayrılmış, eve dönünce küçük kız kardeşinin yine Mus-tafa'yla kırıştırdığını öğrenmiş, kahveyi basarak "eski sabıkalı kahveciyi" evire çevire dövmüştür. Mustafa'nın hırslanıp içtiğini görürüz akşam meyhanede. Serüvenimizi başlatan tatsız olay gece-nin ilerleyen saatlerinde Osman'ın sırtından bıçaklanarak öldürülüşü olacaktır. Bıçak da kahveci Mustafa'nın bıçağıdır üstelik. Sonuçta tutuklanır Mustafa.

Zehra abisinin öldürülmesiyle yıkılmıştır. Mustafa'yı hapiste ziyarete gidip, "mutlaka onu öldüreceğim" söyler, buna yemin etmiştir. Çünkü Osman yalnızca ona abi değil sahici bir baba olmuştur. Zehra'nın üzerinde Osman'ın büyük hakkı vardır. Hem kız kardeşine kendi pis geçmişine bakmadan göz koymuştur hem de malı kapmak için "aslan gibi delikanlıyı" sırtından bıçaklamıştır. Ona dar edecektir

Haydar artık rotasını belirlemiştir. Gözü başka şey görmez; dosdoğru heefine doğru ilerler. Geceleri pavyondan alır dansöz Zehra'yı, Kazancı Yokuşu'ndaki evine bırakır. Artık kadının evi buradadır. Sabahları da kapısında dikilerek gidece-ği yere götürür. Haydar için HAYAT = ZEHRA demektir. Her şeyi Zehra'yla ilişklendirir hatta ve hatta yaşamını buna göre kurar. Zehra ve Haydar ilişkisinde yaşanan sıçrama yine tatsız bir olayla gerçekleşir.

Zehra pavyonda dans ederken kendine kesik atan iki yarmadan cebi para tutanı kiralık katil olarak kullanabileceğini düşünür. İşi konuşmak için taraflar bir iş çıkışı, kuytu bir mahalledeki bir köşkü uygun görürler. Zehra'ya aynı pavyonda çalı-şan, feleğin çemberinden geçmiş gözüken bir dansöz eskisi eşlik eder bu tehlikeli iş görüşmesinde. Ama yarmaların niyeti biraz daha farklıdır "bu iş görüşmesinden." Onların düşleri felekten bir gece geçirmektedir sazlı, sözlü. Hazır bulunan sahnede çalgıcılar ve içki masası vardır. Dahası "yarmalar" şehvetten kudurmaktadır. Zehra bu fikre itiraz eder, kimseyle sevişmek niyetinde değildir çünkü. Yarmalar ona zorla sahip olmaya kalkışacaktır. Haydar içeri girip yumruklarını ve tabancasını konuşturur.

► Olaylar dört cephede gelişiyor. İlkinde orta halli "tipik bir Türk ailesi" görüyoruz. Dinine bağlı, sert ama namıuslu bir kam-yon şoförü Osman. Bu babasız ailenin reisi konumunda. İki kız, bir erkek kardeş, yaşlı anneleriyle kendi halinde sade bir yaşam sürdürüyorlar. Bir nakliyat şirketinde kamyonda şoför olarak çalışıyor, ama kendisine verilen uyuşturucuyu istenen yere ulaştırmadığı için patronlarıyla ters düşüp dalaşıyor ve işinden oluyor. Kavgacı ve hırçın Osman evde de küçük kız kardeşiyle didişiyor. Saf, temiz, bahar çiçeği kokan kızın (Birtane Güngör) mahallenin sabıkalı, her şeye tövbe etmiş kahvecisiyle olan ilişkisi çok kızdırıyor Osman'ı. Engel olmaya çalışıyor buna; gidip Mustafa'yı herkesin içinde pataklıyor, ağzını burnunu kırıyor bir daha kız kardeşine yanaşmasın diye. Abla Zehra da bu konuda kendisi gibi düşünüyor üstelik, "davul dengi dengine çalsın" diyor. Zehra, abisine omuz vermiş biinçli bir kadın, terzilik işleri yapıyor eve katkı olsun diye.

Ikinci cephede, tek başına kırmızı Chevrole'siyle Orhan'ı izliyoruz, suskunca. müşteri bekliyor arabanın direksiyonunda. Üçüncü cephede, kahveci Mustafa'nın kahvesi var. Müşterilerle dolu içerisi, Gariban Mustafa geceleri burada sandalyeleri birleştirerek yatıyor, sevdiği kızı düşleyerek yumuşuyor, hayata katlanıyor. Senaryoya da katkıda bulunan Suphi Tekniker'in, güleçliğin aynı zamanda kent soyluluğun sindiği yüzüyle, üstelik Birtane'den en az on beş yaş büyük oluşuyla "bu rol için biçilmiş kaftan" olup olmadığını düşündürür haliyle. Yalnız 1976 yılının toplumsal hayatına bakarsak, O devrin evliliklerini incelersek, bu yaş farkının hem kadın hem de erkek için kabul edilebilir olduğu! Neden? Çünkü evlilikleri evlenenler değil ebeveynleri planlar, kızların söz hakkı olmaz, oysa damat adayının kızı bir görüp beğenmesi dahi yeterdi.

Dördüncü cephe ise, nakliye şirketinde gördüğümüz başta kara yüzlü, kara bıyıklı Hikmet Taşdemir'le -bu adamın şöhretinin neden Erol Taş ya da tecavüzcü Coşkun kadar yaygın olmadığını bir türlü anlayamadığım büyük isim- çevresine toplanmış ayak takımından oluşuyor. (Vadullah Taş)